Yazı Detayı
09 Mart 2017 - Perşembe 21:03
 
Kültür Dezenformasyonu; Bilim Kılıflı Mitoloji
Ercan Çifci
 
 

Sonda söylememiz gerekeni başta söyleyecek olursak; Batı, sadece şehirlerimizi, ormanlarımızı yahut yeraltı kaynaklarımızı sömürmedi. Kültürümüzü, geleneğimizi hatta kelime ve sembollerimizi de sömürdü. Bununla yetinmeyerek ruh kökümüzle bağımızı koparıp bizi soysuzlaştırma, nidüğü belirsiz nesiller haline sokma girişiminde bulundu. Kendi kelime ve sembollerini, kültür ve geleneklerini, mitolojik inanç ve dinî kavramlarını bilim kılıfı altında insanımızın zihnine zerk etti Astronomi, psikoloji, matematik, tarih, tıp okurken, farkında olmadan yahut olarak, paganist ve mitolojik unsurları “bilim” diye okuduk. İbda Hikemiyâtında geçtiği üzere “Kelimeler, mânâlara giydirilmiş suretlerdir”. Bu veçhile aslolan sadece görünen değil, görünenle birlikte tedai edilen ve gerçekte kast edilen mânâdır. Hâl böyle olunca “kelime, sembol ve imajlar”ın ruh ve fikir dünyamızdaki karşılığını iyi bilen Batı, “bilimsellik” yaftası altında buluşlara, deneylere, hastalıklara, cisimlere paganist ve mitolojik isimler vermekten ve kendi inançlarını “akademik” dünyaya taşımaktan çekinmedi. Sinema, film, müzik, edebiyat, ticarî ve resmî kurumlarda bütün mitolojik sembol ve efsaneleri kullanarak propaganda ve telkin vasıtası ile insanlarda fikir oluşturmaya çabaladı. İnsanlık, bu hamleye karşı mukavametten aciz hâle kolay düşmedi. Onların dilleri ile oynandı, tarih ve edebiyatları ile oynandı, kültür ve ahlâkları ile oynandı, inanç ve gelenekleri ile oynandı. Neticede büyük bir kültürel boşluk ve dezenformasyon meydan geldi.

Dezenformasyon; bilgi çarpıtma, bilgiyi tahrif etme, yanlış bilgilendirme…

Kültür Dezenformasyonu; Hedef kültürü yanlış bilgi ile doldurup tahrif ve iğdiş etme yahut mevcut kültürel bilginin yanlış algılanmasını sağlamak için çarpıtma. Bu minval üzere “Mitoloji ve Bilim” meselesine değinecek olursak;

Mitoloji, Yunanca “mithos-söylenen ya da duyulan söz” ve “logos-konuşma” kelimelerinin birleşiminden oluşmuştur. Eski Yunan’da “geçmişte söylenenlerin tekrar edilmesi” gibi bir mânâya gelmekteyken zamanla Doğu dillerinde “efsane”, Batı dillerinde ise “mit” anlamı kazanmıştır. Diğer taraftan Mitoloji kelimesi lügatlerde; “Bir din veya halkın kültüründe tanrılar, kahramanlar, evren ve insanın yaratılışına dair tüm sözlü ve yazılı efsane birikiminin ve bu efsanelerin doğuşlarını, anlamlarını yorumlayıp, inceleyen ve sınıflandıran çalışmalar bütünüdür” şeklinde açıklanmaktadır. “Her şeyin her şeyle ilgisi var” hikmetinden mülhem Mitoloji, birçok ilim dalı ile yakından ilgili ve bunların başında da antropoloji ve psikoloji geliyor. İnsan, hayal kuran ve hayalini gerçekleştirmek için çalışan tek varlık. Diğer taraftan rüya gören, gördüğü rüyadan psikolojik olarak etkilenen, hayatına farklı bir anlam haritası çıkaran özel bir varlık. Hem psikolojik hem de sosyolojik olarak mitolojinin etkileşimine oldukça açık. Neredeyse iç içe; ama kavram olarak yahut “nesnel” olarak değil. 19. yüzyılın sonları 20. yüzyılın başlarında psikolojiyi pozitivist ve materyalist dil ve anlayış seviyesine çekme ve psikolojiyi “ruhî” olandan koparma gayretleri iflas etmiş; psikoloji, zamanla “madde”den uzaklaşmıştır. Bu uzaklaşma maddeyi inkâr ya da maddeden kopma değil, aksine yine “davranış-refleks” olarak madde üzerinde ama ruha doğru meyilli bir ilerleyiştir. Bu mevzuu, Mütefekkir Mirzabeyoğlu -Mitolojinin “Mutlak Fikir”e nisbetle konumunu da göstererek- şöyle izah eder:  “İSLÂM VE MİTOLOJİ: İyi veya kötü olarak nitelemeksizin veya nitelemeden önce, ruhun tezahürü ve delili hâlinde bütün insan faaliyetlerinin oluşturduğu bir yumağı andıran MİTOLOJİ, bu görünüşü ile dişi bir ilim olan psikolojinin, adeta en genel ifâdesidir… Şeriat, zahiri akıl-ruhtur, tarikat ise bâtınî Şeriat; dolayısıyla İslâm’da YAPMA’yı gösteren RUHÎ oluş ve işler, hiçbir şekilde mitoloji verileri ile ayniyet içine girmezler. Mitoloji, DOĞRU YOL’un gösterilmesinde sadece toprak seviyeli bir vesile rolü oynar; yer yer BERZAH’ın bu âleme âit görünüşünde bile ki, TEVHİD’e zıddından işaret ederek.”  (Salih Mirzabeyoğlu, Esatir ve Mitoloji, sh.9)

Bu çerçevede psikolojinin bir bilim dalı olarak var olmadan önce, insanların dinin rehabilite eden tavrı ve “nasihat” merkezli telkin vasıtalarını kullanmasının yanı sıra bazı topluluklarda mitler aracılığıyla “psikolojik problem” yahut yaşam dinamiklerine ilişkin ipuçları sunduklarını ve yönlendirdiğini söyleyebiliriz. Bu noktada mitolojiyi, “ilkel psikoloji” olarak değerlendirmek yanlış olmayacaktır. J. Hillman’a ait olduğu söylenen bir deyişle; "Mitoloji antik zamanların psikolojisi, psikoloji ise modern zamanların mitolojisidir."

Sembol ise; bir inancı, gayeyi yahut fikri ifade eden ve ortak bir anlamı olan harf, kelime, cisim ve şekil... Her insan; konuştuğu dilde, hareketlerinde, rüyalarında, anlasın ya da anlamasın, bilerek yahut bilmeyerek sembolleri kullanır. İnsanlık tarihi, dinler tarihi, dilbilim, antropoloji, sanat, psikoloji ve tıp sembollerden oldukça fazla yararlanır ve insanın ruh dünyasını, rüya iklimini, düşünme ve yaşama tarzını yorumlamada büyük rolü olduğunu kabul eder. “Sembollerin varlığı ve kullanımı hayatımızı zenginleştirir. Nesnelerin gerçekleri ya da daha derin konuları temsil ettiğini görmeye başladığımızda bizi kuşatan varoluşun çift yönlü doğasının -iç ve dış yaşam- giderek daha fazla bilincine varırız. Sözgelimi sıradan bir merdiven, bir araç olduğu gibi aynı zamanda öz farkındalık ya da daha yüksek bir gerçeğe doğru ruhsal yükselişimizin hatırlatıcısıdır. Bir çanak, koruyucu dişiliği ve yaratılışı temsil edebilir. Çamurda filizlenen bir zambak ruhun sattığının hatırlatıcısı olabilirken bir lamba da gerçeğin ışığı anlamını taşıyabilir.”(Proje Editörü Kathryn Wilkinson, Semboller&İşaretler, sh.9)

Tıp ve Psikolojide Mitolojik-Sembolik Unsurlar

“Modern Bilim”, Aydınlanma Filozofları tarafından seküler ve maddî anlayış üzerine inşa edilmek istense de insanın ruhî ciheti gereği bir müddet sonra kendi kendini inkâr yahut değişimini zarurî görmüştür. Günümüz muannid-fanatik bazı insanların “dinleştirdikleri bilim” ve bu nisbette gelişen “dogmatik” bilim anlayışı, Kuantum Fiziği ve Hologram misallerinde olduğu gibi “gerici-ilkel” bir faaliyet olarak tarihte yerini almıştır. Çünkü ister metafizik, ister fizik, ister psikolojik, ister dinî ilimler olsun her biri ayrı ayrı ruhî çabayla elde edilir, üretilir, terkib edilir yahut esasa bağlanır. Dolayısıyla Batı; kaçınılmaz olarak kendi dünya görüşünü, kendi inanç birikimini, kendi kültür ve ahlâkını, sembol ve kelimeler aracılığı ile toplumda yaşatmak ve taze tutmak için, bilim ile şu bu dinlemeden her şeye kendi “ruhunu” vermeye kalkıştı. Sadece kendi milletinde değil, devamını ve yayılmasını sağlamak için sömürüsü altına aldığı, hedef kitle haline oturttuğu milletlerde de askerî ve siyasî işgal-egemenlik yanında, kültürel işgal ile egemenliği de ele geçirerek bunu yaptı. Dil öğrenimi, bilgi ihracı, bilimsel faaliyet adı altında ARGE çalışmaları, üniversal ilim hareketleri, içten dışa bu tür veri aktarımına tekne oldu. Bu çerçevede; mitoloji ve bilim arasındaki semantik ortaklıktan hareketle, tıp ve psikoloji başta olmak üzere, bilim sahasında mitolojiye mahsus sembollerin geniş kullanıma sahip olduğunu ileri sürmek mümkündür. Malum olduğu üzere, tıpta kullanılan isimler ve deyimlerin büyük çoğunluğu Latince kökenli olmakla beraber yine önemli bir kısmı Grek Mitolojisi’nde yer alan kelimeler veya deyimlerdir. Bunlardan bir kaçı -ki hepsinin tek tek açıklamak yazımızın gayesi açısından mümkün değil- şunlardır:

Stafiloklar, mikroskop altında üzüm salkımı şeklinde kümeler halinde görülen bakteriler. Bakteriler, yoğurt gibi bazı gıdaların mayalanmasında faydalı olduğu gibi bazı hallerde insanlarda hastalıklara da neden olan mikroorganizmalardır. Mitolojik hikâyesi ise şu: Aitolia kralı Oinos’un keçilerini otlatan çobanın adı “staphylus” imiş.  Çoban Staphylus, otlattığı keçilerden bir tanesinin sıklıkla sürüye geç katıldığını ve diğer keçilere göre daha neşeli ve hareketli olduğunu fark etmiş. Bir gün bu keçiyi izlemiş, keçinin sürüden ayrılarak bir asma bahçesinde üzüm yediğini görmüş. Çoban bu üzümleri krala götürmüş. Kral, üzümün suyunu içmiş ve beğenmiş. Bolca üzüm suyu çıkarmış, mevsimle beraber üzüm suyunun tadı da değişmiş ve krala keyif vermeye başlamış. Efsaneye göre şaraplaşan üzüm suyunu çok sevdiği için kral adını bu suya yani şaraba, üzüme de onu bulan çobanın adını vermiş. Grekçe’de stapilos üzüm, oinos ise şarap anlamına gelmektedir. Buradan hareketle mikroskopta üzüme benzeyen bu bakterilere “stafilokok” adı verilmiştir.  

Proteus. Deniz tanrısı Poseidon’un oğlu olan ve her şekle girme yeteneğine sahip bir tanrıdır Proteus. Proteus bakterileri insan dışkısı ve idrarında bulunurlar, yüksek sayıda olduklarında hastalığa neden olurlar. Bu bakterilerin tipik özelliği, çok farklı şekillerde görülmüş olmalarıdır; ipliksi, düz, kıvrık, oval ve küre şeklinde görülebilirler. İşte farklı şekillerde karşımıza çıkan bu bakteriler, klasik Grek mitolojisindeki “Proteus” ile aynı özelliği gösterirler.

Caput Medusa. Vücudun büyük toplardamarlarından biri olan Vena Porta’nın, normal kan akımında bir engel oluştuğunda göbek çevresinde genişlemiş toplardamarların oluşturduğu ışınsal yayılımlı bir görünüme verilen isimdir “caput medusa”. Sirozda görülür. Medusaise, Grek mitolojisinde ölümlü bir kraliçenin ismidir. Medusa, bakışıyla herkesi taşa çevirebilir. Başında saç yerine kıvrılmış zehirli yılanlar yer alır. Görünüm itibariyle göbekten çevreye dağılan geniş toplardamarlar ile tanrı Medusa’nın başı arasında büyük benzerlik vardır. Yani göbek, Medusa’nın başını; yılanlar ise göbekten çevreye yayılan geniş toplardamarları nitelemektedir.

Bir diğer mitolojik tip; tanrıların yalanını ortaya çıkaran kanatlı bir melek olarak betimlenen İris, mitolojide gökkuşağının sembolüdür. Gözün rengini veren tabakaya, gökkuşağında oluşan renk cümbüşü ile farklı renklerde oluşan göz renklerinin benzerliğinden dolayı “İris Tabakası” adı verilmiştir.  

Febris. Grek mitolojisinde “ateş ve sıtma tanrıçası”dır. Tıpta da febris deyimi, yüksek ateşli hastalıklarda kullanılan bir terimdir. Örneğin; çocuk yaş grubunda görülen yüksek ateşe bağlı konvülsüyonlar, yani “havale geçirmek”, tıp literatüründe “febril konvülsiyon”; keza ateşin erken bir bulgu olarak görüldüğü bir çeşit kan hastalığına da “febril nötropeni” denilmektedir. 

Atlas. İnsan vücudunun dik durmasını sağlayan omurgadır ve 33 omur denilen kemikten oluşmuştur. İşte bu omurlardan boyunda yer alan birinci omurun adı “atlas” tır. Tıpkı sırtında boynunun arka kısmına yerleştirdiği dünyayı taşıyan mitolojideki “Atlas” gibi. Mitolojiye göre dev yaratıklar olarak bilinen bir titan olan Atlas, dünyayı sırtında taşımakla cezalandırılmıştır. Atlas aynı zamanda insanlığa ateşi armağan eden Prometheus’un kardeşidir.

Andromeda Kompleksi. Psikoloji literatüründe Andromeda; içinde bulunduğu zor koşullardan ve kendisini bağlayan sorumluluklardan uzaklaşmak için, karşısına çıkan ilk erkeğin etkileyici sözlerine inanarak hayatlarını mutlu geçirme hayalleri kuran kadınları tanımlarken kullanılmaktadır. Mitoloji literatüründe Andromeda, Aithiopia Kralı Kepheus ile Kassiepeia’nın kızıdır.

Atreus Kompleksi. Zeus’un ölümlü çocuklarından biri olan Tantalos, oğlu Pelops’u öldürüp pişirdikten sonra Tanrılara yedirmek istemiştir. Tantalos’un niyetini anlayan Tanrılar, kendilerine sunulan yemeği reddetmişler; ancak ziyafette bulunan Toprak ve Bereket Tanrıçası Demeter, dalgınlığı nedeniyle Tantalos’un oyununa yenik düşerek yemek olarak önüne getirilen Pelops’un omzunu yemiştir. Kelimenin mitolojik kökeninden hareketle; bir babanın çocuklarını bilinçdışı olarak öldürme isteği, psikoloji literatüründe “Atreus Kompleksi” olarak isimlendirilmiştir.

Hermafroditizm ise aynı kişide hem dişi hem de erkek üreme organlarının bulunmasıdır. Halk arasında “hünsa” ve “erdişi” olarak bilinir. Mitolojide ise hikâye şöyledir: Afrodit’in Hermes’ten olan oğlu, günahkâr kabul edildiğinden ormana bırakılır. Çocuk büyüyüp delikanlı olur, bir gün gölde yıkanırken çok güzel bir peri ile karşılaşır. Peri delikanlıya yaklaşır ancak o utanır ve periyi iter, reddeder. Peri “ey tanrılar, öyle bir şey yapın ki ne o benden ayrılsın ne de ben ondan” der. Hızla delikanlının boynuna sarılır ve tanrılar onları tek vücut yaparlar,  yani tek vücutta hem erkek hem de dişilik organları yer alır. İşte “hermafrodi”t kelimesi buradan çıkmıştır. Kökeninde Hermes ve Afrodit vardır.

Echo, Yunan mitolojisinde yankıyı simgeleyen “nympha”dır. Zeus ile evli olan Tanrıça Hera, onun nymphalardan biriyle ilişkisi olduğunu öğrenmiş ve kim olduğunu bulmak için nymphaların yaşadıkları korulara gitmiştir. Kıskanç ve geçimsiz bir kişiliğe sahip olan Hera’yı gören nymphalar dört bir yana kaçışmış, içlerinden sadece Echo yerinden kıpırdamamıştır. Güzel nymphanın bu tepkisizliğini ve korkusuzluğunu Zeus’la muhtemel ilişkisine bağlayan Hera, Echo’yu cezalandırmış ve onu konuşamamaya ancak karşısındaki kişinin söylediklerinin son kelime ya da hecesini tekrarlamaya mahkûm etmiştir. Şizofreninin katonia tipini tanımlayan tipik belirtilerden üç tanesi, Echo’dan esinlenerek isimlendirilmiştir: Ekhomimia, Ekhopraxia, Ekholalia.

Fobi. Fobi kelimesi, ilgili kelimenin sonuna eklenecek korkunun çeşidini ifade eder. Örneğin klostrofobi; kapalı yer korkusu;  zoofobi, hayvan korkusu gibi. Mitolojide ise “Phobos”, savaş tanrısı Ares’in yanından ayrılmayan ve korku ile dehşeti simgeleyen bir varlıktır.

Hypnos. Suni uyku halidir. Mitolojik bir kökene sahiptir. Nyks “gece”nin oğlu, Thanatos “ölüm”ün kardeşi olan Hypnos, uyku tanrısıdır. 

Tıp ve Psikolojideki mitolojik unsurlar sadece bunlarla sınırlı değil. Yazımızın çapı nisbetinde ve mevzumuzun muradı çerçevesinde ifade ettiklerimiz bunlar. İfade etmediklerimizden birkaçı başlıklar halinde şöyle; Adonis Kompleksi, Androgynos, Aşil Sendromu, Catharsius, Dor Aşkı, Elektra Kompleksi, Ephialtes, Golem Mitos, Herakles, Medeia Kompleksi, Mnemosyn, Narkissos.

Astronomide Mitolojik-Sembolik Unsurlar

Gezegenlerden Merkür ismi, paganist Roma Mitolojisinin tanrısı Merkür’den. Merkür, yörüngesinde Dünya’dan 1,6 kat fazla hızla ilerleyen ve gökyüzünde hızlı geçtiği ilmen izah edilen bir gezegen. Roma Mitolojisinde Merkür’ün en kurnaz ve en hızlı tanrı olduğuna inanılır. Yunan Mitolojisindeki karşılığı ise Hermes’tir.

Venüs gezegeninin ismi, Roma mitolojisinde aşkın ve güzelliğin koruyucusu olan tanrıça Venüs’ten... Yunan mitolojisindeki dengi Afrodit’tir. Venüs gezegeni, gökyüzünde bir mücevher gibi parlar.

Kızıl gezegen Mars’ın ismi Roma mitolojisindeki savaş tanrısı Mars’tan. Mars gezegeninin rengi kızıl ve kanı andırmakta. Tedaileri savaş, kan vs. İsimde bu nisbette. Yunan mitolojisindeki karşılığı ise Ares.

Uranüs gezegeninin adı Yunan mitolojisinden. Mitolojiye göre Uranüs, bilinen en eski üstün tanrılardandır ve Cennetin Tanrısı olarak bilinir. Yunan tanrılarının atası olup kozmik bir güce sahiptir.

Neptün gezegeninin ismi, Roma mitolojisindeki deniz tanrısından. Gezegenin renkleri, suyun renklerine benzediği için bu isim verilmiş olmalı. Babası Satürn, annesi Ops (bolluğu simgeleyen tanrıça) olan Neptün, Jüpiter ve Plüton’un kardeşidir. Yunan mitolojisindeki karşılığı Poseidon’dur.

Karanlık gezegen diye bilinen Plüton gezegeninin ismi, Roma yeraltı tanrısı Plüton’dan. Yunan mitolojisindeki karşılığı ise Hades’tir. Diğer taraftan Plüton’un en büyük doğal uydusu Charon, ismini ölüleri kayıkla ölüler ülkesine taşıyan Kharon’dan alır.

Satürn gezegeninin ismi Roma mitolojisindeki tarım tanrısı Satürn’den. Mitolojide Satürn, Jüpiter’in babası ve diğer tanrılardan (krallar) farklı olarak gökyüzünde değil, yeryüzünde yaşar. Zamanı kontrol eder, disiplin ve ahlâk kurallarını belirler, tarım ve hasat konusunda semboldür. Yunan mitolojisindeki karşılığı Kronos’tur. Satürn’ün uydularından Tethys, ismini Yunan mitolojisinde verimli okyanusları ifade eden okyanusların kadınından; Calypso, ismini Homeros’un Odysseia destanında adı geçen gizemli tanrıçadan; Dione, Yunan Mitolojisi sembollerinden Afrodit’in annesinden; Satürn’ün bir diğer uydusu Phoebe ise ismini Coeus’un eşi, Leto ve Asteria’nın annesi olan bir titandan almıştır.

Jüpiter gezegeninin ismi, Roma mitolojisindeki en güçlü tanrı olan Jüpiter’den. Jüpiter’e Güneş Sistemi’nin en büyük gezegeni olduğu için, Roma Mitolojisinin en güçlü mitolojik tanrının ismi verilmiştir. Diğer taraftan, Yunan mitolojisindeki karşılığı Zeus’tur. Birçok uyduya sahip Jüpiter’in uydularının isimleri de mitolojik bir kökene sahiptir. Jüpiter’in bilinen en içteki uydusu Metis, Yunan mitolojisinde Zeus’un ilk karısı ve bilgeliğin sembolüdür. Bir diğer uydu Adrastea, insanların yaptığı haksızlıkları cezalandıran tanrıça; Amalthe uydusu ise Yunan efsanelerinde Zeus’u emziren kutsal keçi; Thebe ise nehirlerin tanrısı Asopus’un güzel peri kızı; İo adlı uydu, Yunan mitolojisinde nehir tanrısı İnakhos’un kızı ve son olarak Europa adlı uydu, Zeus tarafından Girit Adası’nda alıkonulan prensesin ismi. Europa, Yunan mitolojisinde Avrupa kıtasına ismini vermiş, parlak tenli göz alıcı bakışı ile dillere destan olan Fenikeli kız.

Ve Dünyamız. Üzerinde yaşadığımız gezegenin isminin kökeni ne Yunan ne de Roma Mitolojisinden. Etimolojik olarak bakıldığında Farsça’daki “donyâ (ایند)”, Arapça’daki “dunyā (ايند) kelimelerine kökeninin dayandığı görülmekte. Orijinali Arapça olanı; ancak başta Farsça olmak üzere Türkçe, Kürtçe, Aramice, Bengalce, Hintçe, Yunanca, Malezya dili, Endonezya dili ve Nepal dilinde ya birebir aynı ya da aynı anlamın yanında farklı anlamlarda kullanılmakta. Bu farklılık oldukça dikkat çekicidir.

Astroloji’de Mitolojik Unsurlar

Astroloji, bir bilim değil; sadece ilmi verilerden yola çıkarak bir yorumlama-zanda bulunma faaliyetidir. Astroloji, bu yorumlama için Astronomi ilminden yararlanır. Bir bütün hâlinde ifade etmek gerekirse; “her şeyin her şeyle ilgisi var” hikmetinin tahrif edilerek ve haddi aşmış bir olgu halinde benimsenerek işin, kişilik tahlilinden tutun kader yazma maskaralığına kadar götürüldüğü zan-yorum-safsata dünyası. Bugün ise Astroloji, çığırından çıkmış bir falcılık ve gelecekten haber verme işi haline dönmüştür. Aslı esası olmayan kategorik bilgilendirmeler ile Çin’de farklı, Hint’te farklı ve Batı’da farklı bir dil, sembol ve yorumlama kapasitesine sahip Astroloji, neredeyse bütün sistemini Mitoloji üzerine kurmuştur. Buna psikoloji ve astronomiyi de kattığınızda iş “bilimsel” bir kılıfa bürünmektedir. Uzatmayalım ve astrolojideki mitolojik unsurlara bakalım:

Burçlar; birkaç (12) takımyıldıza verilen ad. Kuzey ve güney yarımküreler dâhil, bütün gökyüzündeki toplam takımyıldız sayısı 88 adet olmasına rağmen 40 kadarı gözle baktığımızda görüş alanımıza girmektedir. Ancak Astrolojik yorumlara mevzu olan burçlar 12 adet ve Batı Astrolojisinde “Zodyak Takımyıldızları” olarak bilinirler. Bu takımyıldızlarının isimleri şunlardır: Aries (Koç), Taurus (Boğa), Gemini (İkizler), Cancer (Yengeç), Leo (Aslan), Virgo (Başak), Libra (Terazi), Scorpius (Akrep), Sagittarius (Yay), Capricornus (Oğlak), Aquarius (Kova), Pisces (Balıklar).

Aries (Koç) takımyıldızı, Yunan mitolojisinde geçen “Jason ve Altın Post Peşinde” adlı ünlü bir hikâyede kurban edilmek istenen çocuklar yerine, annelerin çocuklarının korunması için Tanrılardan istediği “Altın Postlu Koç” (Aries)’tan alır ismini.

Taurus (Boğa) takımyıldızının ismi ise Fenikeli genç ve güzel bir kız olan Europa ile Taurus (boğa)’dan gelmekte. Europe, parlak teni ve göz alıcı bakışları ile dillere destan bir genç kızdır. Olympos’un baş tanrısı Zeus, hem karısı Hera’ya farkettirmemek hem de arzu ettiği utangaç Europa’yı ürkütmeden elde etmek için boğa şekline girer ve Europa’ya sahip olur.

Gemini (İkizler) Burcu. Dioskuroi, “Zeus’un Delikanlıları” anlamına gelmekle beraber Yunan Mitolojisinde Leda’nın oğulları Kastor ve Pollydueskes’e (veya Polluks) verilen addır. Troya Savaşı öncesinde, Jason (İason) zamanında yaşayan Kastor ve Polluks birbirinden hiç ayrılmayan, anaları bir, babaları farklı kardeştirler.

Cancer (Yengeç) Burcu. Yunan Mitolojisi’nde Herkül’ü (Herakles) taciz eden bir yengeçtir. Herkül, tanrılar tanrısı Zeus’un oğlu; ancak annesi, Zeus’un eşi tanrıça Hera değil, bir ölümlü olan Alkmene’dir. Mitolojik anlatıma göre bataklıklar canavarı Hydra ve güçlüler güçlüsü Herkül savaşırlarken Hera, Yengeç’i Herkül’ün ayağını ısırması için gönderir. Yengeç bu görevde başarılı olmayınca Herkül tarafından ayağının altına alınıp ezerek öldürülür. Cancer (Yengeç) bu vefakâr davranışından dolayı, Hera tarafından ödüllendirilip gökyüzüne alınır.

Leo (Aslan) Burcu. Yunan Mitolojisinde Herkül’ün görevlerinden biri de Nemea Aslanını öldürüp, derisini kral Eurystheos’a götürmektir. Bu aslan, Yunanistan’ın Nemea bölgesinde dehşet salan korkunç bir hayvandır. Karşılıklı boğuşma sonrasında Herkül, aslanın derisini yüzer ve hiçbir okun delemediği bu deriyi giyer ve zırh olarak kullanır.

Virgo (Başak) Burcu, yaygın olarak adalet tanrıçası Justa (Justitia) olarak bilinir. Demeter ve İcarius’un, yeraltı tanrısı Hades tarafından kaçırılan kızı Persephone olarak tasvir edilir. Persephone’nin annesi, Homeros destanlarında “güzel saçlı kraliçe, güzel örgülü kraliçe” diye anılan toprak ve bereket tanrısı Demeter (Ceres)’dir. Demeter, ekinleri ve özellikle buğdayı simgeler.

Libra (Terazi) Burcu. Denge anlamına gelen ve eşitliğin bir sembolü olan bu takımyıldız, pek çok Ortadoğu kültüründe adaletin sembolü olmuştur. Baş tanrı Zeus ile adalet tanrıçası Themis’in kızı olan Astrea (Dike), hak ve adaleti simgeler.

Scorpius (Akrep) burcu, tutulum üzerinde Orion(Avcı) takımyıldızının biri doğarken diğeri batacak şekilde zıt yönde bulunur. Biri diğerinin ölümü gibi... Mitolojik efsaneye göre Orion, deniz tanrısı Poseidon’un ölümlü bir kadından olan oğludur. Orion ise çok güçlü bir avcıdır ama normal insanlar gibi o da ölümlüdür. Orion’a ölümü getiren Scorpius (Akrep) olmuştur.

Zodyak (Burçlar) kuşağındaki Sagittarius (Yay), yarı at yarı insan yaratıklar olan Centaur’ların kralı Cherion’u temsil etmektedir. Yarı at yarı insan olan Centaur’ların birçoğu, zalim olarak bilinirler. Ayrıca bunlar kaba, güvenilmez, vahşi, aldatıcı ve çok içen yaratıklardır. Cherion’u Güneş tanrısı Apollon, Ay tanrıçası Artemis (Diana) ve vahşi hayvanlar yetiştirdiğinden o, oldukça kibar, başkalarını düşünen ve bilgili biridir. Herkül’le yanlışlıkla açılan şarap vesilesi ile Centaur’la arasında savaş çıkar ve Herkül, Centaur’ların birçoğunu öldürür. Geri kalanını da şehrin dışına sürer. Cherion, olaya hiç karışmamakla beraber Herkül’ün o kargaşada yanlışlıkla zehirli oklarından biriyle vurulur. Herkül’ü büyük bir hüzün kaplar ancak Zeus Herkül’ün bu üzüntüsüne kayıtsız kalmaz bu iyi Centaur’u yani Cherion’un yıldızlar arasına yerleştirir.

Capricornus (Oğlak) Burcu. Hermes’in oğlu ve aynı zamanda tanrıların habercisi olan Pan, keçi kafalıdır. Zamanla keçi kafasında sadece boynuzlar ve sakalı kalır, yüzü de insan yüzü olur. Çok güçlü bir sese sahip olan insanların, hayvanların uyuduğu kızgın, ıssız yaz öğlenlerinde birden bire beklenmedik gürültüler koparıp, dört bir yana Pan’a özgü (panik) korkular saçarmış. “Panik” sözcüğünün de bu tanrının adından türediği söylenmektedir.

Sinema ve Edebiyatta Mitolojik-Sembolik Unsurlar

Narnia Günlükleri, Hobbit, Yüzüklerin Efendisi, Harry Potter, Avatar, Star Wars, Tarzan gibi film ve kitap serileri, mitolojik yönler barındırırlar barındırmasına ama daha çok bu serilerde, tematik ve psikolojik ihtiyaçları karşıladıkları için, “mitolojik pornografi” diyebileceğimiz fikir cinayetlerine imza atılır. Spartaküs, 300 Spartalı, Troya, Titanların Savaşı, Olimposlular- Şimşek Savaşı, Kutsa Beni Ultima, Mumya vs. gibi sinema-filmler de bu çerçevede değerlendirilebilir. Diğer taraftan sinema ve edebiyat dünyası, sayısız örnekleri ile mitolojik hikâye, roman, film, sinema vb. ürünlerle doludur. Bunda da gaye, insanların hem psikolojik ihtiyaçlarını tatmin etmek hem de mitolojik sembollerin yaşamasını sağlamak. Bu sembollerin hepsi batılı olmak zorunda değil. Nihayetinde Çin, Hint, Mısır, Türk vs. mitolojileri de filmlere, romanlara yahut sinemalara kaynaklık teşkil edecek birikime sahiptir. Misal; Avatar. Sanskrit dilinde “inmiş” anlamına gelen “Avatar” sözcüğü bir Hindu tanrısının dünyada vücut bulması için kullanılır.

Sinema ve mitoloji birbirilerine rakip olmamakla beraber benzer esas ve usule sahiptirler. Her ikisi de düş ile gerçek arasında bir dünya oluşturmaya -zihinlerde tahayyül ettirmeye- uğraşırlar. Her ikisi de ruhi çaba halinde maddeden tecrid edilen insanın “mistik” ve “psikolojik” tarafını daha fazla işler, tatmin eder yahut ihtiyaçlarını gidermeye bakar. Bu sebeble sinema da kendi mit-sembolik kahraman ve “tanrılarını” üretir. Ve kendi hikayesini -mitoloji kadar asırlarca sürmese de- yazar. Sinema mitoloji ile benzerlikler taşır, dünyayı insanlar için anlamlandırılabilir kılmaya çalışır. Sinema gerçekliği-reeli yeni bir forma sokar ve seyircisi için düşlerin gerçekle iç içe geçtiği dünyalar kurgular. Sinema, günümüzde bu mânâda mitolojinin yeniden üretilmesini sağlayan en önemli araçtır.

Neticede

Batı, toprağı kirletti; artık topraklarımızda eski tat ve lezzette meyve yetiştiremiyoruz. Bu yüzden toprağı yeniden işlemeli ve Batı’nın toprağa kattığı ne varsa -yıllar dahi sürse- ayıklamalı ve yeniden işlemeliyiz. Batı, havayı kirletti; artık şehirlerimizde nefes alamıyoruz. Batı artığı teknoloji çöplükleri, yaydıkları gazlar sebebi ile -rüzgarında etkisi- hastalıklarla boğuştuğumuz yetmiyormuş gibi bol oksijenli, ormanla kaplı geniş arazilerde yaşamayı unuttuk. Modernleşelim derken ilkel birer insan olduk. Batı, tarihi kirletti; birçok milletin tarihi birikimi ve tecrübesi silindi gitti. Çünkü Batı, Tarih ilmini kendi tekelinde tutup kendiyle başlayıp biten biyografik bir roman-övgü-mitoloji kitabı hâline getirdi. Batı, ilmi verileri, dilleri, kültürleri, yaşam tarzlarını ne varsa her şeyi kirletti. Toprak gibi zehirlenmeye başladık Batı ilminden beslendikçe, zehirli gazın hâkim olduğu hava gibi soludukça Batı ilmini, hastalandık, bünyemiz bozuldu. Şehirlerimizi hatta köylerimizi Batı ilmi verileri ile yeniden inşa ettikçe mezar taşlarını andırır devasa betonları-taş yığınlarını şehir diye önümüze diktik, estetik ruhumuzu, güzellik idrakimizi yitirdik. Hâl böyle olunca her şeyin yeniden yazılma, toprağın yeniden, şehrin yeniden, ilmi çalışmaların yeniden, havanın yeniden, tarihin yeniden, fiziği kimyayı astronomiyi vs. yeniden yazma zarureti oluştu. Bugün Mütefekkir Mirzabeyoğlu’nun yaptığı bir cephesiyle tam da budur. İslam Hikemiyâtını oluşturmak ve Hikmetler Medeniyetini inşa etmek. Bu çerçevede hekimin eczanesinin kapısına gidip kendisine tatbik edilecek ilacı bekleyen hasta gibi Mütefekkirin fikir ve aksiyon dolu HİKEMİYAT örgüsüne teslim olmaktan başka çare yoktur. 

Aylık Dergisi 149. Sayı, Şubat 2017

 
Etiketler: Kültür, Dezenformasyonu;, Bilim, Kılıflı, Mitoloji,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
01 Haziran 2019
Salih Mirzabeyoğlu: Nizam ve Sır
01 Mayıs 2019
İslam Hikemiyatının Batı’ya Tesiri ve 12. Yüzyıl Tercüme Faaliyetleri
02 Nisan 2019
Türkün Ruh Köküne Düşman Bir Tip: Reşit Galip
01 Nisan 2019
İslam Coğrafyasında İlk Dönem İlim ve Hikmet Faaliyetleri
07 Şubat 2019
Çile Şiirinde Büyük Doğu(m) -II-
01 Ocak 2019
Çile Şiirinde Büyük Doğu(m)
06 Aralık 2018
Edebiyat ve Ahlak “Müstehcen Edebiyat”
29 Ekim 2018
Necip Fazıl’ın Musiki Anlayışı ve Zevki
02 Ekim 2018
Eğitime Tolstoy Aşısı
03 Eylül 2018
Kendi Sinemamıza Doğru: Tesbit ve Tahlil
01 Ağustos 2018
Türkiye Sinemasına Eleştirel Bir Bakış
01 Temmuz 2018
500 Yıldız Beklenen Mütefekkir
01 Haziran 2018
Güzel Koku ve Estetik İdrak -II-
01 Mayıs 2018
Güzel Koku ve Estetik İdrak
05 Nisan 2018
Eser Vermek Davası ve Estetik İdrak
01 Mart 2018
Cumhuriyet Dönemi Edebiyatında Batılılaşma
27 Ocak 2018
Köklerimizden Kopuş; Edebiyatta Batılılaşma
27 Aralık 2017
Dünya Klasikleri Kimin Klasikleri?
24 Ekim 2017
Şiirden Tuvale Resim Estetiği –III-
03 Ekim 2017
Şiirden Tuvale Resim Estetiği -II-
05 Eylül 2017
Şiirden Tuvale Resim Estetiği
31 Temmuz 2017
15 Temmuz Direnişi 1999 Ruhu’nun Devamıdır
27 Haziran 2017
Modern Dünya Hastalığı; Hikmetsizlik
02 Haziran 2017
Batı Tefekkürünün Ardındaki Hayat Tarzı
01 Mayıs 2017
Batılılaşmak Modernleşmek Değil Barbarlaşmaktır
05 Nisan 2017
Ölüm Odası Penceresinden Lügat İlmi ve Kâinat Muhasebesi
03 Şubat 2017
Hakikat-i Ferdiyye
04 Ocak 2017
Müzik Hikemiyâtı -Giriş- IV
30 Kasım 2016
Müzik Hikemiyâtı -Giriş- III
06 Kasım 2016
Müzik Hikemiyatı -Giriş-II
03 Ekim 2016
Müzik Hikemiyâtı - Giriş
05 Eylül 2016
İslâm Hikemiyâtında Felsefe
30 Temmuz 2016
Madde Nedir Ve Maddenin Ötesinde Ne Var?
04 Temmuz 2016
Madde Nedir Ve Madde’nin Ötesinde Ne Var? (I)
Haber Yazılımı