Yazı Detayı
14 Ekim 2019 - Pazartesi 14:23
 
"İstanbul'un Bilezik Yazıları"
M. Taha İnci
 
 

Tarih boyunca taş, her mânâda insana hizmet etmiş ve insana arkadaş olmuştur. Bu yüzden birçok medeniyette olduğu gibi Türk İslâm medeniyetinde de taş önemli bir yere sahip. Geçmiş ve gelecek medeniyetler kendilerini mimarî bütünle tanıtırlar ve mimarî üsluplarıyla ayakta kalırlar. Her medeniyetin kendi kültürüyle yoğurup şekillendirdiği taş, bir diğer taraftan da insanın aynasıdır.

 

Medeniyetlerde inşa edilen eserler, sembol, remz, şekil, resim, yazı ve benzeri unsurlarla gelecek nesillere ve tarihe bilgi mahiyetinde izler bırakmışlardır. Her nesil, bu izlere bakarak, o izleri takip ederek yepyeni eserler inşa etmenin ve doğru ve güzel yaşamanın yollarını bulurlar.  

 

Osmanlı Devleti, eseri imar ederken, insanı da yönlendirmiş, insanın geçmişe ve geleceğe nasıl bakması gerektiğini öğütlemiştir. Taşa önem veren Osmanlı, taşa yazılar yazarak da izler bırakmayı başarmıştır. Vesika ve kaynak mahiyetinde olan izlerden biri de hakkaklar (madeni yapılar üzerine yazı ve mühür kazıyan kişiler) tarafından taş sütunların payelerinde bulunan madeni bileziklere yazılan yazılardır.

 

Bileziklerde yangın, sefer, dua, beddua, şiir, övgü, atasözü gibi satırlar yer almaktadır. Örnek olarak kelâm-ı kadimlerden birini aktaralım: “Kemâl ehli bilir her yerde yerin/Kemalin yok ise bir yerde yoktur yerin.” Hatta “Çölde yanmış fakir için pişmiş şalgam saf gümüşten iyidir.” gibi atasözleri de yazılmış.

 

Araştırmacı/Yazar Nazif Arıman, 18 cami, 4 türbe ve Topkapı Sarayı’nın muhtelif bölümlerinde bulunan bilezikleri ve yazılarını, Osmanlıca ve Türkçe olmak üzere “İstanbul’un Bilezik Yazıları” eserinde bir araya getirdi. 281 sayfadan oluşan ve Kültür A.Ş.’den çıkan bu eserde, bilezikler tafsilatlı biçimde işlenmiş ve okuyucuya sunulmuş. Ayrıca Arıman, her ne kadar İstanbul’daki eserleri ele almış olsa da kitabın bir bölümünü birçok şehirde bulunan bileziklere ayırmış.

 

Taşa, sanatıyla özen gösteren ecdad, bizlere ilginç gelen bu geleneği de sürdürmeyi başarmış ve bu kültürün günümüze kadar gelmesine vesile olmuştur. Bu geleneği Abdülhamid Han da sürdürmüş, hatta Filistin’de bulunan El-Halil Cami’nin içerisindeki şamdanlardan birine “Emirül müminin es-Sultan İbnus-Sultanul Gazi Abdülhamit Hanı Sani efendimiz hazretlerinin Halil’ur Rahman Sallallahu ala Nebiye ve aleyh hazretlerinin Mescid-i Şeriflerine…” yazdırmıştır. Belki de İslâm ülkelerinde buna benzer birçok yazı bileziklere işlenmiş ve araştırılmayı beklemektedir.

 

Aylık Dergisi 179. Sayı

 
Etiketler: istanbul bilezik yazıları, bilezik yazısı,
Yorumlar
Haber Yazılımı