Yazı Detayı
03 Haziran 2017 - Cumartesi 00:03
 
Gülmek Nedir? Kime Gülüyoruz? -V-
Fatih Turplu
 
 

Karikatürcü modellerini öyle ötekileştirir ve en gizli şeyleri öyle meydana çıkartır ki, bizzat asılları azami bir surette ötekileşmek isteseler, ancak karikatürcünün yaptığı şekle vâsıl olabilirler. Hakiki hiçbir karikatürcü yoktur ki, şekli başaran sathî ahenklerin altında gizlenmiş cevher hayatın istidatlı olduğu putları keşfetmesin... Hayalden fiile çıkmak üzere iken, nedense çıkamayan nisbetsizlik ve biçimsizlikleri arayan, onları bir hâle koyan sanatkâr ancak karikatürcüdür. Daha doğrusu, yaratılışta melekler tarafından örtülen yahut örtülmek istenen şeylerimizin yanında muzipliğini yapmak için fırsat beklediği hâlde, bu fırsatı kaçırmış şeytanın suikastını meydana çıkartan bu sanatkârdır. Bunun için şeytanın taşlandığı devirlerde karikatürün inkişâfı bir türlü mümkün olmamıştır. Karikatürden alınacak ilk intibâ, şeytânî bir mahiyette olduğu için umûmiyetle kimsenin hoşuna gitmez. Yalnız insanlardaki kötü isteklerin ahlâk damarı nedense henüz kurumadığı için olacak ki, başkalarının karikatürleriyle zevklenmekten bir türlü kurtulamıyor; belki de karikatürü yaşatan ve sevdiren bu tarafımızdır.

Karikatürü sathî bir sûrette görenler, bir sanat mübalağasıdır zannederler! Hâlbuki bundan daha yanlış bir görüş olamaz! Karikatürde mübalağa, ancak bir vasıtadır. Karikatürün vazifesi, yaratılışın hazırlamak isteyip de beceremediği kusur ve biçimsizlikleri her gözün görebileceği bir hâle getirmektir. Zaten karikatürün bütün ehemmiyet ve cazibesi de buradadır. Yoksa alelâde her mübalağa hiçbir zaman karikatür olmamıştır. Karikatürcü, âkil ve hata yapmayan görünmek isteyen tabiatın itidalinden sadır olmuş hayat şekillerinin istidatlı oldukları muvazenesizlikleri verebilen bir muziptir. Muvaffak olunmuş bir karikatürü aslıyla mukayese edince “işte bu adamın hakiki karikatürü” demek mümkün değildir. Surette karikatür olmaya en istidatlı aza, hareketli olan burun ile kulak, gövde de ise göbektir. Bütün komik şeyler his ile seyredilemeyeceği için karikatürleri soğukkanlı bir zekâ ile karşılamak lazımdır.

Hamdolsun ki, ilerleyen bir zekâ hayatının yaşamasını isteyen hiçbir cemiyet bunu kabul etmemiştir. Hakikaten karikatürün his ile karşılanması bütün tarihinde görüldüğü gibi bizde de görülmüştür. Fakat bunda kabahat karikatürün olmayıp, onu hangi meleke ile seyretmek lazım geleceğini takdir edemeyenlerindir. Karikatürcü, ancak sanatının esrarını bilmeyerek soysuz eserler karalıyorsa eleştirilebiliyor. Yoksa hangi sahada ve kimin hakkında olursa olsun, muvaffak olunca sanatkarlara hürmet gösterilmesi gerekir.

En nihayetinde, aklen hangi mezhep ve felsefeye intisap edersek edelim, muhayyilemizin felsefesi bir türlü değişmiyor. Bu felsefe, balçıktan yapılmış bir uzviyetimiz olduğunu ve ruhumuzun bu çamur kalıbı daima kendi gayelerine göre zarif bir şeye benzetmek istediğini seziyor gibidir. Öyle ruh ki, fevkalade elastikî ve daima hareketli... Yine, öyle ruh ki, yer çekimi sıklet kanunlarından azade ve aynı zamanda sefil topraklara değil ulvi semalara tutkun... İşte ruhun muhayyile ile sezilen ve cevher madenimizden geçen bu inceliğine biz zarafet diyoruz. Beden, ruhtan, yani zarafetten uzaklaşarak katılığa gittiği nisbette komikliğe yaklaşır! Bundan dolayı komik suratı zıddına yaklaştırmak suretiyle tasvir etmek istersek güzelliğin değil, zarafetin zıddıdır diyebileceğimiz çirkinlikten ziyade ruhsuzluğa, katılığa, donmuşluğa gitmektir dahî diyebiliriz. Şekil ve karakter komikliğinden günümüz (1920’li yıllar) komikliğine geçince umumi prensipler şudur: İnsanın biçimi basit bir hareket kabiliyetini ne derece andırırsa o nisbette komik olur. Mesela Karagöz’ün resimleri... Bunları ilk tetkik eden sanatkâr, biçimi komikleştirmenin bütün sırlarını ne güzel sezmiş! Basit ve hareket kabiliyetinden çizgilerle cansıza komik bir hayat vermek bu sanatkârın bütün ibda faaliyetinde teşekkül etmiştir. Hele Karagöz ile Hacivat ki, gerek tipleri ve gerek tavırları emsalsizdir. Öyle zannediyorum ki, Karagöz Gazetesi’nin yaşamasını temin eden sır, muvaffak olunmuş tavırlardaki kendiliğindenlik prensibinin ihlal edilmemesindedir. Komikliğin bu basit şekli çocuklarla halkın ruhuna fevkalade mutabık gelmeseydi Karagöz’ü yaşatmak bilmem mümkün olur muydu? Alelade hayattan bir misal daha alalım: farz edelim ki, kendi sözleriyle bile rekabet edercesine görünen bir hatibi dinliyoruz. Sözler zengin ve taşkın; jestler de öyle... Fikirler ve tavırlar birbirini tamamlamak için müsabaka edercesine aşırı heyecanlı bir şekilde fışkırıp yeşeriyor, baharlar açıp meyveler veriyor. Sözler o kadar tabiî akıyor ki, adeta hayat gibi gittikçe inkişaf ediyor ve tekrar nedir hiç bilmiyor. Hayattaki kesintisizliği yaşatmak sevdasıyla ne sözlerde, ne de tavırlarda hiçbir tutukluluk görülmüyor. Artık hayatın esas kanunları olan hareket daima ve tekrarlanıyor. Fakat dikkat bu ya! İşte farkına vardı. Tekrar eden hatibin baş ve ellerinin bazı hareketleri hacı yatmaz gibi daima aynı tarzda oluyormuş da haberimiz yok. Hem de öyle bir tekrar ki, bir saat dönmesi yahut raksı, yahut da makine manivelası gibi belirli fasılalarda elinde olmadan meydana geliyor. Artık niçin güldüğümüzü sormayınız!

Aylık Dergisi 152. Sayı, Mayıs 2017

 
Etiketler: Gülmek Nedir? Kime Gülüyoruz?, bergson, mustafa şekip tunç,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
01 Mart 2018
Fırtınaların Prensi
24 Ekim 2017
Gülmek Nedir? Kime Gülüyoruz? -VIII-
03 Ekim 2017
Gülmek Nedir? Kime Gülüyoruz? -VII-
31 Temmuz 2017
Gülmek Nedir? Kime Gülüyoruz? -VI-
09 Mart 2017
Gülmek Nedir? Kime Gülüyoruz? -IV-
03 Şubat 2017
Gülmek Nedir, Kime Gülüyoruz? -III-
04 Ocak 2017
Gülmek Nedir, Kime Gülüyoruz? -II-
30 Kasım 2016
Gülmek Nedir, Kime Gülüyoruz?
30 Temmuz 2016
Darbe Öyle Olmaz Böyle Olur!
30 Temmuz 2016
Bir Adam Yaratmak ve Trajik İnsan
04 Temmuz 2016
Varlık Sebebi...
03 Mart 2016
Milletler Arası Hukuk Açısından BM
01 Şubat 2016
Kamu Hukuku-Amme Hukuku Bahsi
07 Ocak 2016
5 Aralık 1999 Şanlı Metris Zaferi
03 Aralık 2015
Başyücelik Devleti "Yeni Dünya Düzeni" Devlet Şekilleri Bahsi Üzerine
05 Kasım 2015
Osmanlı Devleti'nde Ermeniler ve Günümüze Kadar Ermeni Meselesi 1324-2015
08 Ekim 2015
Tüm Zamanların En İyi Boksörü- III
04 Eylül 2015
Hilâl ile Haç’ın Ringe Çıkışı! II
05 Ağustos 2015
Rinklerin Yeni Prensi - I
05 Temmuz 2015
Genel Seçim Değerlendirmesi
29 Mayıs 2015
Selçuklular Devri'nde Ermeniler (1028-1246) ve Peygamberimizin Ermenilere Verdiği Amannâme
30 Nisan 2015
Ermenilerin Tarihî Kökeni ve Osmanlı Devleti Dönemine Kadar Ermeniler
02 Nisan 2015
Ermeni Meselesi ve Tarih Şuuru -Giriş-
09 Mart 2015
Korku Histerisi ve İslâm’ın İkinci Hâkimiyet Devresi
03 Aralık 2014
“Başyücelik Devleti“ ve Engelciler
16 Ekim 2014
Kültür Davamız Eserindeki "Tatbik Fikri ve Muhatap Anlayış" Bahsi Üzerine...
25 Eylül 2014
İman ve İspat, Bilgi’nin Doğuşu Üzerine...
28 Ağustos 2014
"Kültür Davamız" Eserindeki "Allah-Âlem-İnsan" Bahsi Üzerine
01 Ağustos 2014
"Zaman ve Şuur" Bahsi Üzerine
04 Temmuz 2014
"Kültür Davamız" Eserindeki "İki Yol ve Süzme" Üzerine
09 Mayıs 2014
Sakat Muhakeme - Karşı Yanlış- Üzerine
30 Nisan 2014
Kültür ve İdeoloji Üzerine…
29 Ocak 2014
“Aydın” Çağından mı Gazetedeki Köşesinden mi Sorumlu?
11 Aralık 2013
Eğitim Sistemimiz, Dershaneler ve Ak Parti
25 Kasım 2013
Kültürel Uyuşturma Operasyonu
01 Ekim 2013
Sanal Dünya, Gerçek Dünya ve Kitaplar
01 Eylül 2013
Günümüz İslamcılığının "İslam Anlayışı" Karşısındaki Çıkmazları Üzerine
01 Ağustos 2013
Dostoyevski’nin Cinler Romanı Üzerine Birkaç Not
01 Mayıs 2013
Batı Dünyası ve Temel Dayanakları Üzerine -3-
01 Nisan 2013
Batı Dünyası ve Temel Dayanakları Üzerine -2-
01 Mart 2013
Batı Dünyası ve Temel Dayanakları Üzerine -1-
01 Şubat 2013
Danton ve Robespiyer
01 Aralık 2012
Sert Rüzgarlar…
01 Aralık 2012
Entrikanın Mücessem Hâli: Joseph Fouche -3-
01 Kasım 2012
Entrikanın Mücessem Hâli: Joseph Fouche -2-
01 Ekim 2012
Joseph Fouché Üzerine… -1-
01 Eylül 2012
“Kadına Şiddet” Mevzuuna Dair
01 Ağustos 2012
“Berzah -Bütün Dalların Birleştiği Kök’e-” Eseri Etrafında
01 Temmuz 2012
Sıradan Bir Gün
01 Haziran 2012
Tümevarım ve Zaafiyeti Üzerine
01 Mayıs 2012
Mitolojiden Sinemaya
01 Nisan 2012
Van Gogh Sergisi Vesilesiyle Resim
01 Şubat 2012
Mitoloji ve Sinema üzerine (2)
01 Ocak 2012
Mitoloji ve Sinema üzerine (1)
01 Eylül 2011
Gerilim ve Korkunun Ustası Hıtchcock
01 Ağustos 2011
(Eymi Vaynhauz) ve Koyun Atlatma
01 Ekim 2010
Bir Filmin İyi Olduğu Nasıl Anlaşılır?
01 Eylül 2010
‘Seni Kim Kumanda Ediyor?’
01 Eylül 2010
Bir Romanın Konusu - Vesile Kimdir?
01 Ağustos 2010
Reenkarnasyon-Tenasuh Üzerine
01 Temmuz 2010
Tarkowsky’nin Son Filmi Offret-Kurban
01 Aralık 2009
Bir Tarkowski Klasiği: Stalker (İz Sürücü)
01 Haziran 2009
Andrei Tarkowski’nin Hayatı ve Sanatı Üzerine
06 Nisan 2009
Truman Show Filmi Üzerine
Haber Yazılımı