Yazı Detayı
01 Haziran 2019 - Cumartesi 08:48
 
Büyük Satranç Tahtası: Avrasya Kıtası İktidar Mücadelesi
Muhammed Yılmaz
 
 

Giriş:

Eserin müellifi Brzezinski, Polonya asıllı Amerikalı siyaset bilimci ve devlet adamıdır. 1928 yılında Varşova’da doğmuştur. Dünyanın en önemli stratejistleri arasında gösterilmektedir. John Hopkins Üniversitesi’nde dış politika profesörü, Uluslararası Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde danışmanlık ve ABD eski başkanı Carter döneminde Ulusal Güvenlik danışmanlığı görevinde bulunmuştur.

 

1997 yılında yazılan eser, Avrasya Kıtasında Soğuk Savaş döneminin bitimi ile birlikte ortaya çıkan jeostratejik denge siyaseti ve ABD’nin bu siyasetteki konumu üzerine bina olmuştur. Müellif, Avrasya Kıtasını “Büyük Satranç Tahtası” olarak nitelendirmiş, kıtayı kontrol eden devletin, dünya jeopolitik ve jeostratejik siyasetinin bir numaralı aktörü olacağını belirtmiştir. Soğuk Savaş sırasında çift kutuplu olan dünyanın Soğuk Savaş akabinde tek kutuplu bir dünyaya dönüştüğünün, ABD’nin dünya siyasetinde baş aktör olarak ortaya çıktığının altını çizen Brzezinski, tarihte ilk kez Avrasyalı olmayan bir devletin, Avrasya Kıtasında ortaya koyduğu ve gelecekte ortaya koyması muhtemel stratejileri üzerine bir değerlendirme yapmıştır. Sovyetler Birliği’nin çöküşü ABD’ye büyük bir hareket alanı sağlamıştır. Tarihte ilk kez Avrupalı olmayan bir güç, Avrupa siyasî ilişkilerinin ve stratejik planlarının baş aktörü ve başhakemi olarak ortaya çıkmıştır. Avrasya Kıtasında ortaya koyulan her türlü siyasî, askerî, ekonomik stratejik hamle ABD’nin gözetimi ve denetimi altında gerçekleşmeye başlamıştır.

 

Eser Soğuk Savaş sonrası Amerikan dış siyasetini anlamak açısından önem arz etmektedir. Bir Amerikalı stratejist gözünden, Amerika’nın dünya siyasetindeki hedeflerini anlamak ve jeostratejik ve jeopolitik Amerikan siyasetine, karşı siyaset oluşturmak elzemdir. Bu bakımdan yazımızın muhtevası “Büyük Satranç Tahtası” eseri üzerinedir.  

 

Büyük Satranç Tahtası

 

Brzezinski, 1898 İspanya-Amerika Savaşı’nı ABD’nin dünya sahnesine ilk çıkışı olarak işaretlemektedir. Bu denizaşırı savaştan zaferle ayrılan ABD I. Dünya Savaşı’na kadar hızlı bir ekonomik ve endüstriyel büyüme içerisine girmiştir. I. Dünya Savaşı’nın başlangıç safhasında Amerika, dönemin hâkim  gücü olan İngiltere’yi de geride bırakmış ve GSMH bakımından dünyanın en zengin ülkesi konumuna ulaşmıştır. Bu hızlı ekonomik büyümenin neticesinde I. Dünya Savaşı patlamış ve Amerika’nın Avrupa siyasetine ilk etkili katılımı ve kitlesel yayılımı gerçekleşmiştir. Savaşta hiçbir Avrupalı devletin üstünlük sağlayamamasının altını çizen Brzezinski, savaşın neticesini Amerika’nın savaşa katılmasının belirlediğini ifade etmiştir. Savaş sonunda Amerika, kıta siyasetine geri çekilmiş, sınırlarını ve okyanus güvenliğini koruma stratejisi yürütmüştür. Dünya siyasetinde Avrupa devrini bitiren savaş ise II. Dünya Savaşı olmuştur. Bu savaş neticesinde Amerikan stratejisi, kıtasına geri çekilme siyasetinden Avrupa’da etkin rol oynama siyasetine dönüşmüştür. Savaşın ekonomik yükünü kaldıramayan Avrupalı devletlerin yerini ABD ve SSCB almıştır. Dünya Batı ve Doğu blokları olmak üzere iki kutuplu bir iktidar mücadelesine sahne olmaya başlamıştır. Bu mücadelenin kazanını ise Avrasya’ya hâkim olacaktı. Müellifin deyimi ile:  “Bir kez zafer elde edildikten sonra, kazananın yolunda durabilecek başka kimse yoktur.” (sf.21).

 

Doğu Blok’unun en önemli iki müttefiki SSCB ve Çin, Batı Blok’unun en önemli müttefiki ise Almanya Japonya ve Amerika idi. “Amerika’nın Avrasya Kıtası’nın batı ve doğu bölgesindeki en önemli iki müttefiki Almaya ve Japonya’nın her ikisi de Amerikalı olan her şeyi neredeyse dizginlenemez bir hayranlıkla ekonomilerine kattılar. Amerika birçok kişi tarafından geleceği temsil eden, hayran olunacak ve imrenilecek bir toplum olarak algılanıyordu.”(sf. 24). Brzezinski, Amerika hayranlığının 4 temeli olduğuna vurgu yapmaktadır. Bunlar: Ekonomik zenginlik, teknolojik ilerleme, askerî güç ve kültürel olarak Amerikan eğlence ve yaşam tarzının cazibesi. Bu dört unsur ABD’yi insanların gözünde erişilemez ve karşı konulamaz bir seviyeye yerleştirmiştir. Kültürel olarak Amerikan kültürü, modern ve küresel olmanın yegâne ölçütü olarak görülmektedir. Bu durumda da Amerika’ya askerî ve ekonomik gücün yanı sıra kültürel ve psikolojik bir güç de vermektedir. Amerikan kültürünün cazibesi hazza dayanan yaşam tarzından  ileri gelmektedir. Tüm bu kültürel, siyasî, ekonomik cazibe bütüncül olarak bakıldığında ABD’nin dünya siyasetinin merkezinde konumlanmasına olanak sağladı. Durum Amerika tarafında bu şekilde iken SSCB tarafında tam tersi bir seyir izlemiştir. Gittikçe artan Amerika hayranlığının aksine Sovyet düşmanlığı egemenliği altındaki toplumlar tarafından belirgin bir şekilde artmıştır. “Sonunda SSCB’nin içindeki nüfusun 50’sini oluşturan Rus olmayan kesimde Moskova’nın egemenliğini reddetti. Rus olmayanların yavaş yavaş uyanışı Ukraynalıların, Gürcülerin, Ermenilerin, Azerilerin Sovyet gücünü, kendilerinden kültürel olarak üstün olmayan insanların yabancı sömürgeci egemenliği olarak görmeye başladığı anlamına geliyordu.”(sf.25).  Tüm bu gelişmeler ve ABD ile girilen ekonomik ve askerî rekabeti kaldıramayan SSCB 1991 yılında dağıldı. Rakibin dağılışı ABD’ye geniş bir hareket sahası bıraktı.

 

 Soğuk Savaş’tan galip çıkması ve Rusya’yı geride bırakması ile Avrasya kıtasında elde ettiği konum, ABD’yi dünya siyasetinde önemli bir noktaya ulaştırmıştır. Fransa, Almanya, Rusya Çin ve Hindistan kıtanın diğer önemli ülkeleridir.   Bu ülkelerden farklı olarak Türkiye ve İran’da Avrasya siyasetinde önemli iki eksen ülke olarak nitelendirilmektedir. Bu ülkelerden Almanya ve Fransa birleşik Avrupa fikri ile öne çıkan ülkelerdir. Ancak iki ülkenin liderliğinde oluşacak bir birleşik Avrupa’nın ABD’ye rağmen nasıl gerçekleştirileceği net olmamakla birlikte stratejik çıkarlar noktasında da ayrımlar mevcuttur. Amerika ise kendi hâkimiyeti altında kurulacak bir birleşik Avrupa fikrine sıcak bakmaktadır. Zaten mevcut durumda Avrupa Kıtası Amerika’ya paralel jeostratejik planlar ortaya koymaktadır. Avrasya’nın kontrolünde Avrupa, çoğu zaman Amerika’nın güdümünde bir politika izlemektedir. Bunun karşılığında Amerika’da Avrupa’yı askerî yönden desteklemektedir. “Avrupalılar Amerikan hegemonyasına üzülmektedir, ama onun tarafından korunmanın keyfini sürerler.”(sf.90). Bu durum Amerika’ya karşı bir Avrupa ittifakını zorlaştırmaktır. “Genel olarak bugünkü Batı Avrupa sıkıntılı, odaksız, rahat ama toplumsal olarak tedirgin, daha geniş vizyonları paylaşamayan toplumlar grubu izlemini vermektedir.”(sf.91).

 

Asya Kıtası’nın en önemli gücü konumundaki Çin de Avrasya siyasetinde önemli bir yer işgal etmektedir. Çin’in ekonomik olarak son zamanlarda ortaya koyduğu hızlı gelişim, insan gücü ile birlikte değerlendirildiğinde ABD’yi geçip dünyanın hâkimiyetini ele alabileceği tezi bazı çevreler tarafından ortaya atılmaktadır. Ancak müellif Çin’in konumu ve nüfusu itibariyle çevresindeki ülkelere bağımlı olduğunu, Amerika’ya karşı radikal adımlar atamayacağı fikrini savunmaktadır. Bölgenin diğer önemli ülkesi ve bölge de Çin’in en önemli rakibi olarak Japonya görülmektedir. Onun da ortaya koyduğu hızlı teknolojik gelişim bölgesel bir güç olarak değerlendirilmesine imkân vermektedir. “Japonya birinci sınıf siyasî güç uygulama potansiyeline sahiptir. Ancak bunu uygulamamaktadır. Bölgesel hâkimiyetten özenle kaçınmakta ve Amerika’nın koruması altında çalışmaya tercih etmektedir. Avrupa örneğindeki Büyük Britanya gibi, Japonya Asya karasının siyasetiyle ilgilenmemeyi tercih etmektedir.” (sf. 70). Asya kıtasının bir diğer yükselen gücü ise Hindistan’dır. “Hindistan kendisini bölgesel bir güç olarak yapılandırma sürecindedir. Üstelik kendisini potansiyel temel küresel oyunculardan biri ve Çin’in rakibi olarak görmektedir.” (sf. 71). Avrasya Kıtası’nın en önemli aktörlerinden biri de Rusya’dır. Soğuk Savaş’tan mağlup ayrılmasına karşı halen küresel çapta siyasî bir aktördür. Amerika’nın Rusya siyaseti ise Rusya’nın demokratikleşmesi eski imparatorluk ve SSCB günlerine bir daha dönmemesidir. Amerika demokratikleşmiş ve yayılmacı olmayan bir Rusya’nın, belli ölçülerle küresel imtiyazlar elde etmesine sıcak bakmaktadır. Ancak Rusya’nın geçmişi ve kendini Avrupalı olarak konumlandırmayışı soru işaretleri yaratmaktadır. Diğer Avrupalı ülkelerin aksine Rusya, Amerika’nın dünya siyasetinde kendini bir numaralı aktör olarak görüşünü kabullenememektedir. Bu yüzden her zaman Amerika’ya ve Avrupa’ya mesafeli konumda durmaktadır.

 

Brzezinski’ ye göre ABD’yi tedirgin eden küresel Amerikan hegemonyasına karşı çıkabilecek bazı muhtemel koalisyonlar vardır. Amerika için kuşkusuz en tehlikeli senaryo olarak Rusya-Çin ve İran’ı içeren siyasal birlikteliktir. ABD böyle bir koalisyonun ortaya çıkmasını engellemek isteyecektir. Diğer ABD’ye karşı oluşabilecek bir diğer koalisyonda  Japonya-Çin koalisyonudur. “Bu koalisyon, sıra dışı derecede üretken iki halkın gücünü birleştirecektir. Amerikan karşıtı doktrini birleştirmek için bir tür ‘Asyaizm’ kullanabilirler.”(sf. 84). Ancak iki ülke arasındaki tarihi çekişmeler ve Japonların Çinlilerin kendilerini aşağı gördüğünü düşünmesi bu koalisyonu zor kılmaktadır. ABD’ye karşı oluşabilecek Avrupa eksenli koalisyonlar ise Rusya-Fransa veyahut Almanya-Rusya önderliğinde bir birleşik Avrupa fikridir. “Avrupa-Amerika ilişkileri ciddi biçimde kötüleşirse Amerika’yı kıtadan çıkarmak için Avrupa-Rusya koalisyonu düşünülebilir.” (sf.84). “Gelecekte ne olursa olsun, Amerika’nın Avrasya Kıtası’ndaki üstünlüğüne sertlikle belki de en azından dağınık şiddetle karşı koyulacağını varsaymak makul olacaktır.” (sf.84). Yani Amerika’nın Avrasya Kıtası’ndaki iktidarı sonsuza kadar sürmeyecektir. Bugün bu durumun yansımaları ortaya çıkmaya başlamıştır. Tamamen olmasa da artık bölgede Amerika’ya rağmen siyasal adımlar atılmaya başlanmıştır.

 

Eserde üzerinde durulan bir diğer önemli husus ise Avrasya Kıtası Balkanları mevzusudur. Bilindiği üzere Avrupa Balkanları tarihte büyük etnik çatışmalara sahne olmuş, özellikle Müslümanlara karşı kitlesel katliamlar gerçekleştirilmiştir. Yaşanan bu çatışma ve kaos ortamını yine küresel güçler ateşlemiş, bölgenin kendi siyasal çıkarları doğrultusunda yapılanması adına mühendislik çalışmaları gerçekleşmiştir. İşte Avrupa Balkanları örneğinde olduğu gibi Brzezinski’ye göre Avrasya Kıta’sının da balkanları vardır. Bu bölge Güneydoğu Avrupa, Orta Asya ve Güney Asya’nın bir kısmı Basra Körfezi ve Orta Doğu’yu kapsar. Aynen Avrupa Balkanları gibi bu bölgelerde yoğun etnik, dinsel, mezhepsel vb. çatışmaları küresel güçler yoğun olarak kaşımaktadır. Bölgenin siyasal olarak istikrarsız olması küresel güçler arasındaki rekabeti artırmaktadır. Yukarıda zikredilen her Avrasya Kıtası oyuncusu pastadan pay kapmak adına doğrudan veyahut dolaylı olarak bölgede siyasî ve askerî girişimlerde bulunmaktadır. Bölgenin en büyük iki aktörü yine ABD ve Rusya’dır. Bu ülkelerden ayrı olarak Türkiye ve İran’da bölgede etkili olmaya çalışan ülkelerdendir. Türkiye jeopolitik konumu itibariyle öne çıkmaktadır. Ayrıca Çin’in bölgeye olan ilgisi de gittikçe artmaktadır.

 

Sonuç:

 

Avrasya Satranç Tahtası, jeopolitik ve jeostratejik açıdan Soğuk Savaş sonrasında türlü siyasal ekonomik ve askerî hamlelere sahne olmuştur. Günümüzde de olmaya devam etmektedir. Başta Amerika olmak üzere bölgede birçok küresel güç ve emperyalist zihniyet, bütün kıtayı kendi çıkarları doğrultusunda dizayn etmeye çalışmaktadır. Eser 1997 yılında yazılmış olmasına karşın Soğuk Savaş sonrasını ve  günümüzde yaşanan siyasal gelişmeleri okumak adına önemlidir. Değişen ekonomik siyasal ve küresel yapı artık tek bir devletin mutlak hâkimiyeti üzerine kurulabilecek gibi gözükmemektedir. Brzezinski Amerikalı bir stratejist olmasına rağmen bu durumu ifade etmektedir. Türkiye’nin jeopolitik konumu ve tarihi tecrübeleri göz önüne alındığında tek kutuplu dünya  hâkimiyetinin son bulması durumunda ortaya çıkacak stratejik planların odağında olacağı açıktır. Çünkü konumu itibariyle Avrasya Kıtası iktidar mücadelesinin ortasında bulunmakta, eserde betimlenen Avrasya Kıtası Balkanlarına da komşu durumdadır. Bölgede yaşanacak her türlü gelişme Türkiye’yi doğrudan veyahut  dolaylı olarak etkileyecektir.

 

Yararlanılan Kaynak:

BRZESINKI, Zbigniew (2018). Büyük Satranç Tahtası. Çev. (Yelda Türedi). İnkılap Yayınları. İstanbul.

 

Aylık Dergisi 176. Sayı

 
 
Etiketler: Büyük, Satranç, Tahtası:, Avrasya, Kıtası, İktidar, Mücadelesi,
Yorumlar
Haber Yazılımı