Yazı Detayı
05 Nisan 2018 - Perşembe 21:49
 
Bir Zihni İşgal Aracı: Moda
Muhammed Yılmaz
 
 

Giriş

Geçen ay ki yazımızda Batı'nın toplumlar üzerinde kurduğu tahakkümü ve klasik sömürgecilik anlayışından modern sömürgecilik anlayışına geçiş sürecini anlatmaya çalışmıştık. Modern sömürgecilik anlayışının maddi sömürünün yanında kültürel sömürüyü de kapsadığını ifade etmiştik. Zihnî işgal olarak adlandırdığımız bu sürecin, toplumlar üzerindeki etkisini ortaya koymaya çalışmıştık. Bu ayki yazımız ise zihnî işgalin bir kolu olan ve Batı'nın geleneksel toplumlar üzerindeki etkisini artırmasına imkân sağlayan "moda ve moda eliyle kadın bedeninin metalaşması" üzerine olacak. Modern Batı, moda eliyle toplumlara ne yapması, nasıl yaşaması, nasıl giyinmesi, çağdaş olmak için hangi yollara başvurması gerektiğini moda kisvesi altında dikte etmekte. Ortaya koyduğu yeni hayat tarzını benimsemeyen toplumları ise "çağ dışı toplumlar" olarak yaftalamaktır. Moda mefhumunun ihtiva ettiği mânâyı anlamak, Batı'nın moda eliyle gerçekleştirmek istediklerini anlamaya yardımcı olacaktır.

 

1.Moda

 

Târih boyunca hayat sürmüş tüm toplumlar, ahlâk anlayışı, geçmiş tecrübeleri, inanışları, örf ve adetlerine nisbetle oluşmuş kendilerine has bir kültüre sahip olmuşlardır. Bu kültür mezkur topluluğu, diğer toplumlardan ayırıcı bir hususiyet arz etmektedir. Ancak modern zaman ile birlikte toplumlar arasında bulunan farklar ortadan kaldırılmış, Batı merkezli tek tipleştirme yaygınlaşmıştır. Bu tek tipleştirme hamlelerinde moda önemli bir enstrüman olarak kullanılmaktadır.

 

Fransızca karşılığı "la mode" usul, tarz manasında olan moda, Latince "modus" kelimesinden evrilmiştir. Modus, oluşmayan sınır mânâsındadır ve modanın sürekli değişmesi ve statik olmayışını yansıtmaktadır. Genel bir tanımlama yapmak gerekirse moda: "Değişiklik ihtiyacı ve süslenme özetisiyle toplum yaşamına giren geçici yeniliktir, belirli bir süre etkin olan toplumsal beğeni, bir şeye karşı gösterilen aşırı düşkünlüktür, geçici olarak yeniliğe ve toplumsal beğeniye uygun olandır, yaygın duruma gelmek ve herkesçe kabul edilmektir. (TDK, 1992:1032)

 

Moda akla ilk gelenin aksine yalnızca giyim ile alakalı bir mevzu değildir. Giyimi de içinde barındırmakla birlikte, inanma biçimi, konuşma tarzı, yemek, müzik, eğlence tarzı, düşünce biçimi, gibi meseleleri de kapsamaktadır. Modanın ifade ettiği mânâyı anlamak açısından şu tanım önemlidir:

"Bireysel açıdan moda: İnsanların birbirine benzeyerek farklılaştıkları bir oyundur. Cinsellik açısından: Görünüşün yenilenmesi yoluyla, erotik çekicilik aracıdır. Ekonomik açıdan: Gereksiz şeyler tüketiminde bir değişiklik, servetin gösteriş amacıyla tüketilmesinin düzenlenmesidir. Hiyerarşik açıdan: Moda, insanın kendi toplumsal konumunu saptama, böylece de belirli bir toplumsal sınıfın üyesi olduğunu gösterme aracıdır; modayı izlemek pahalı bir şeydir çünkü." (Hakko, 1983:7)

 

Tanımlamadan da anlaşılacağı üzere modern zamanda insanlar kendini moda yoluyla ifade etmektedir. Herkesin giydiğini giymek, yediğini yemek, herkes gibi düşünmek modern dünyaya ayak uydurmak açısından önemli görülmektedir. İnsanlar moda olana gösterdikleri ilgi ve alaka nisbetinde modern toplum içinde yer edinebilmektedir. Aksi takdirde dışlanmakta ve yine kökeni Fransızca olan "de mode" olarak isimlendirilmektedir. De mode sözcüğü, modası geçmiş, eskimiş mânâsındadır. Modern zamanın dayattığı modayı takip etmeyen her insan Batı bakış açısıyla "de mode" bir hayat benimsemiş olmaktadır. Bu noktada moda eliyle, geleneksel olan, toplumların kendine has değerleri “de mode”dir anlayışı zihinlere yerleştirilmeye çalışılmaktadır. Çünkü çağdaş ve modern olmak, modayı takip etmek ve sunduğu doktrinleri benimsemekle mümkündür. Geleneksel öğretilerden kopmamış bir insanın çağdaş veyahut modern kabul edilmesi olanaksızdır. Modayı takip ise yukarıda verdiğimiz iktibasla belirttiğimiz gibi pahalı bir şeydir. Çünkü moda statik değil dinamiktir. Bugün moda olan yarın de mode sayılabilmektedir. İnsanların modayı takip etmek için sürekli harcama yapmaları gerekmektedir. Elektronik aletler, beyaz eşyalar, koltuk takımları, kıyafetler kısacası insanın kullanımına sunulan ne varsa sürekli değişmek ve yerine yenisi konulmak zorundadır. Batı bu sürekli harcamaya dayanan moda anlayışı ile iki şeyi amaçlamaktadır: Birincisi tüketim toplumları oluşturarak kapitalist düzeni ayakta tutmak, ikincisi ise geleneksel olan de modedir anlayışı ile toplumları öz değerlerinden uzaklaştırarak, moda olanı takip etmeye sevk etmek. Bu iki amacı gerçekleştirdiğinde emellerine ulaşmak Batı için daha kolay olacaktır.

 

2. Moda Eliyle Kadın Bedeninin Metalaşması

 

Moda olana rağbet gösterme oyunu daha çok kadınlar üzerinden oynanmaktadır. Modanın genellikle giyim kuşam ile yan yana gelmesi bundan dolayıdır. Her sene dünyanın başka yerlerinde düzenlenen "moda haftaları" vesilesiyle senenin modası olan kıyafetler, renkler, aksesuarlar tanıtıma sunulmaktadır. Her televizyon kanalında farklı modacılar, kadınların nasıl ve ne şekilde giyinmeleri gerektiği üzerine dersler vermekte, her kadının modaya uymak zorunda olduğu dikte edilmektedir. Modaya uyma baskısına maruz kalan kadınlar, modern toplum tarafından kabul görme ihtiyacı ile daha fazla harcama yapmaya sevk edilmektedir. Kadınlar üzerinden uygulanan ve genellikle medya tarafından yapılan bu telkinler o kadar ileriye gitmiştir ki "modern kadının" ideal vücut ölçüleri dahi oluşturulmuştur. 90-60-90 diye tabir edilen bu ölçüler "modern kadının" ideal vücut ölçüleridir. Kadınlar bu ölçüleri yakalayabilmek adına birçok diyet yapmakta, cerrahi operasyonlar geçirmektedir. İngiltere'de yapılan bir araştırmaya göre (Özbudun, 2007:133) ankete katılan kadınların yalnızca 1'i vücutlarından memnun olduklarını belirtmiştir. Diğer kadınlar ise ideal ölçüleri yakalayabilmek için ya diyet yapmakta olduklarını ya da cerrahi operasyon geçirmeyi düşündüklerini vurgulamışlardır.

 

Modern Batı, kadını özgürleştirmek ve erkek egemenliğinden kurtarmak maskesi altında kadının kıymetini düşürmüş, bedenini meta haline getirmiştir. Televizyonlarda her reklamda kadının çekiciliği kullanılmakta, kadının cazibesi pazarlanmaktadır. Kadının reklam unsuru olarak kullanılması ilk olarak Amerika'da 2. Dünya Savaşı sırasında kadınları üretime dahil etmek adına "We can do it" (Yapabiliriz!) sloganıyla fabrikalara çağıran mavi gömlekli, kırmızı bandanalı, pazusunu sıkan kadın posteri olmuştur. Bu poster ile başlayan kadının reklam unsuru olarak kullanılması artarak devam etmiştir. Artık kadın bedeni kadınlarla alakası olmayan reklamlarda dahi kullanılır hale gelmiştir. Öyleki erkekler için üretilen giysilerin reklamlarında daha çok kadınlar yer almaktadır. Erkekleri satın almaları yönünde cezbedebilmek için kadın bedeni bir cinsel obje olarak sunulmaktadır. Reklamlarda boy gösteren kadınlar ise modern zamanın "ideal kadın" özelliklerine sahip kadınlardır. Reklamlar eliyle kadın bedeni kullanılırken diğer kadınlara da reklamlardaki kadınlar gibi olmalısınız mesajı verilmektedir. Kitle iletişim araçları ile zihinlere empoze edilen modern kadın imajı şu şekildedir.

 

"Günümüzde modern kadın imajı, bakımlılığı ve bakımlı halini sergileyebilecek özgürlüğe sahip kadın figürü ile sunulmaktadır. Böylece kadına bakımlı olmak suretiyle modernleşeceği vaadine cinsel söylemler aracılık etmektedir. Burada modernlik algısı özellikle tüketilen ürünler üzerinden, yeniliklere açık insan olarak ürünlerdeki yeniklerin kabul edilmesi ve tüketilmesi suretiyle güçlendirilmesi hedeflenmektedir." (Taşkaya, 2009:128)

 

Modern zaman ile birlikte Müslüman kadınlar da modanın tuzağına düşmüş vaziyettedir. Bir ibadet ve Allah'a itaatin göstergesi olan tesettür amacından sapmış ve modernleşme sürecinin bir parçası haline gelmiştir. Türkiye üzerinden örneklendirmek gerekirse: 70'li yıllara kadar birkaç renkle sınırlı olan "Müslüman Kadın" kıyafeti 80'li yıllardan itibaren "tesettür defileleri" eliyle modernleşme sürecine girmiştir. Tüm kadınların olduğu gibi Müslüman kadının da nasıl ve ne şekilde giyineceğine modacılar karar verir hale gelmiştir. "Çağa ayak uydurmak" adı altında oluşturulan "modern kadın" dayatması, toplumların mukaddesatına yapılan saldırıların bir tezahürüdür.

 

KAYNAKÇA

HAKKO, Cem. (1983). Moda Olgusu. Vakko Yayınları. İstanbul.

ÖZBUDUN, Sibel; Sarı, Cahide ve diğerleri. (2007). Küreselleşme Kadın ve Yeni Ataerki. Ütopya Yayınları. Ankara.

TAŞKAYA, Merih. (2009). "Kitle İletişim Araçlarında Kadın Bedeninin Nesneleştirilmesi: Ürün ve Marka Fetişizminde Cinsellik Kullanımı"Toplum Bilim Dergisi. Syf:121-132.

TÜRKÇE SÖZLÜK (1992). Cilt:1.  Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Dil Kurumu. Milliyet Yayınları. İstanbul

 

Aylık Dergisi 162. Sayı

 
Etiketler: Bir, Zihni, İşgal, Aracı:, Moda,
Yorumlar
Haber Yazılımı