Haber Detayı
24 Haziran 2018 - Pazar 18:33
 
Salih Mirzabeyoğlu: Yanlış Düzen - Siyasi Şuur - Buhran
Salih Mirzabeyoğlu: Siyasetin makbüllüğünü veya çirkefliğini, gayesi belirler; bunu kavramamak, Mutlak fikre bağlı olanların hareketlerinin, başka siyasi görüşler içinde değerlendirilebilecek malzeme olarak hedefsizliğini gösterir.
Büyük Doğu-İbda Haberi
Salih Mirzabeyoğlu: Yanlış Düzen - Siyasi Şuur - Buhran

Toplum hayatının mevcut rejim tarafından tanzim edilmiş sosyal, hukuki ve siyasi kısacası “ahlaki tümü” içinde sayısız münasebetlerde bulunan insan, düzen değişimi istediğini bildirirken, yaşamakta olduğu tezada karşı gelmektedir; bu, yaşamak istediği sistem ile, “yaşadığı” rejimin tersliğidir… Başka bir ifade ile, yaşamak istediği ahlak ile, yaşadığı ahlakın tersliği.

 

Bu nokta, “İslamı önce kendimiz yaşayalım” tarzındaki, İslamı birkaç şekil ve kaide zanneden aksiyon kaçaklarının tekerlemesine de açıklık getirme zorunluluğunu vurgulamaktadır: Sosyal-siyasi hayat, aynı gaye etrafında ayrılmaz bir bütündür… Genişliğine hayat sahası kaydıyla söyleyelim ki, bağlı olunan düşüncenin ona zıt rejiminde “yaşayabilme” buudları ise, o rejimin müsaadesi dairesindedir ve şüphesiz kendisi için rahatsız etmeyici kabul ettiği saha kadardır. Misal bu ya: Laik Amerika ve Komünist Rusya’da yaşayan Müslümanları ele alalım… “Senin namazına engel olan mı var? Din işleri ayrı, dünya işleri ayrı… Kıl namazını, yat aşağı!”…Üstelik inisiyatife bırakılan bu sahanın bile düzenin duygu ve düşünce tesiri içinde değerlendirilebileceği göz önünde tutulursa, yaşayabilmenin mümkünlüğü ortaya çıkar. Buna, “kendi düşünce sistemine uygun bir yaşama kendi sistemin olmadan mümkün ise, düzen değişiminden bahsetmenin mevzu yoktur.” şeklindeki doğruyu da ekleyebiliriz. Düzen gayesi, yani dış iyilik sağlanabilsin ki, iç iyiliği bozan tesirlerden korunabilmek mümkün olsun… Görüldüğü gibi, inanılan sistem genişliğine insan meseleleri içinde yaşanamıyorsa, “yaşamak” cihadın gereğini yerine getirme ve cihad ahlakı olarak doğar; bundan kaçınmak ve sadece ahlaki düşünmek, sadece ahlaksızlıktır.

 

Düzen değiştirmek, bağlı olunan sistemin ahlakını sosyal-siyasi müesseseler bütününe hakim kılmaktır; ferdi toplumdan ayırıcı olmayan her sistemin, aynı zamanda siyasi sistemdir de. Yaşanan rejim ve istenen sistem arasındaki zıtlığın kişilerde meydana getirdiği sancı derecesi ve rengindedir ki siyasi şuur oluşur ve siyasi şuurunun keskinleşmesi oranındadır ki değişim talebi doğar.

 

Mevzuyu özetlersek: Bütün faaliyetler, iktidarı hedef alması ve kendisini sosyal-siyasi bütün içinde izah edilmesi ile mana kazanır. Bunun dışındaki siyasi şuur belirtmeyen “bu iş şöyle olur” tarzındaki doğrunun yanlışta kullanılmasına benzer reçetelerin ve siyaset yapılmaması gereğinden bahsederken, kendisi üzerine yapılan siyasetin kabul edicisi olduğunu farketmeyen “şaşkın siyaset”in bir manası yoktur. Bunlar, “siyaset yapmama siyaseti yapan” garibanlar… Netice olarak siyasetin makbüllüğünü veya çirkefliğini, gayesi belirler; bunu kavramamak, Mutlak fikre bağlı olanların hareketlerinin, başka siyasi görüşler içinde değerlendirilebilecek malzeme olarak hedefsizliğini gösterir.

 

Bir sistem, fikir, sanat, hareket, dernek ve parti etrafındaki faaliyetlerin yoğurduğu “siyasi şuur” ve “hareket” oranındaki sosyal hayata hakim kılınabilir… Kısaca siyaset, bağlı olunan sistemin hayata geçirilmesi için gereken aksiyon dehasıdır.

 

 

Salih Mirzabeyoğlu, Bütün Fikrin Gerekliliği, s.44-46 ; “Yanlış Düzen - Siyasi Şuur- Buhran”

 

Kaynak: Editör:
Etiketler: Salih Mirzabeyoğlu, Yanlış Düzen, Siyasi Şuur, Buhran,
Yorumlar
Haber Yazılımı