Haber Detayı
01 Ağustos 2021 - Pazar 01:28
 
İbda Mimarı'nın Elif Eseri Vesilesiyle: Picasso ve Van Gogh
Van Gogh'un mektuplarına bakarak, onun kaleminin kıvraklığını da hemen anlayıveririz. Elif'te Van Gogh'un kardeşi, resim tüccarı Theo'ya yazdığı mektupların en güzideleri kullanılmıştır. Gogh, sadece bir ressam değil, iyi bir edebiyatçı olmakla beraber, Mirzabeyoğlu'nun ifadesiyle, "Vicdanlı bir huzur bozandır!" Van Gogh'un Ard-İzlenimci olduğunu ifade edelim.
Kültür&Sanat Haberi
İbda Mimarı'nın Elif Eseri Vesilesiyle: Picasso ve Van Gogh

Bu yazımızda, Salih Mirzabeyoğlu'nun "Elif" isimli eseri vesilesiyle iki mühim ressam Pablo Picasso ve Vincent Van Gogh'tan bahsedeceğiz.

 

Elif Eseri

 

"Elif", diğer harflerle ülfet (kaynaşma-görüşme) hususiyetine sahip. Elif herkesin malumu olduğu üzere “bir”dir. İbda Mimarı Salih Mirzabeyoğlu bütün harflerin "elif"in kıvrılıp bükülmesinden türediğinin altını çizer. Elif’te resim sanatının özü ve ana hatları mevcuttur, bu kitab Büyük Doğu-İbda dünya görüşünün sanat bahsindeki tomurcuklarını ihtiva eden harikulade bir eserdir.

 

Kısaca "resim nedir?" sorusunun cevabını verelim: "Şekillerin ve renklerin kaynaşması içinde ahengi arayan, mânâları suretlendirme sanatı"dır. Elif’i, amiyane şekilde tarif edecek olursak, düz bir çizgidir. Kuşbakışı, güzel bir deniz kenarından bakacak olursak, denizin sahili öptüğü yerdir çizgi. Biz bu çizgiyi icatçı olabilmek için atılan bir adım olarak da sayabiliriz.

 

Kitabın yazılış vesilesine dair bir şey paylaşmak istiyorum: Salih Mirzabeyoğlu mahpus iken, yalnızca tek koğuşla sohbete müsaade ediyorlar. O koğuşta İbdacı ağabeyler var. Burada muhabbet edilirken, mevzu bir şekilde resim bahsine geliyor... Lâf lafı açarken, İbda Mimarı Mirzabeyoğlu, "Ben, daha ziyade grafiğe yatkınım!" diyor. O sıralarda, resim yapmayla haşırneşir olan birisi, Picasso'nun hayatından birkaç sahneyi anlatıyor ve resmin hikmetli bir yönünün olduğunu ifade ediyor. Hemen ardından İbda Mimarı'na, "Aslında sizi yormayacaksa, resim hakkında küçük de olsa bir kitap yazsanız iyi olur." diyor. Kumandan da asil ruhlu bir dost edasıyla, gönüldaşının sözünü yerde bırakmıyor.

 

Pablo Picasso

 

Kumandan Picasso'nun dehasından hayli istifade etmiştir; İbda Mimarı onun iş ahlâkı ve sanata bakışını tetkik edip bize sunmuştur. Büyük Muztaribler'in üçüncü cildi ve Elif'te Picasso bahislerine zaten bolca rastlayacaksınız. Ben de buna binaen Picasso'dan kısaca bahsetmek istiyorum.

 

Picasso doğduğunda onun öldüğünü düşünüp, bütün gayretlerini anneyi kurtarmaya verdiler. Ressamın amcası Doktor Don Salvador, bir nefes aldığı puronun dumanını ufaklığın yüzüne üflediğinde öldü zannedilen bebekten bir ağlama sesi duyuldu. Minik ressam soyadını annesi Maria’dan aldı. Babası da Malaga'da resim öğretmeniydi. Meşhur sanatçı, babasının resim öğretmeni olması sebebiyle küçük yaşta resim yapmaya başladı. O, sonun hiçbir zaman gelmeyeceğini ifade ederek, her zaman “şimdi”nin eşsizliğine dikkat çekti. Sanatçının kendi çağından mesul olduğunu, dolayısıyla dünyada olup biten iyi-kötü-çirkin ne varsa onlara vurdumduymazlık yapılmaması gerektiğini savundu. Resmin düşmana karşı savunma ve savaş aracı olduğuna inandı.

 

Meşhur ressam, Gençliğinde Cezayir'de Abdülgaffar isimli bir hattattan ders almıştır, Anadolu kilimi ve halı desenleri hakkında epey bilgi sahibi olduğunu da biliyoruz. Fatih Sultan Mehmet devrinde yaşayan "Kara Kalem" lakablı bir köylü ressama hayranlığı vardı. Picasso'nun bence üç ehemmiyetli eseri: Guernica, Ağlayan Kadın, Avignonlu Kızlar.

 

Guernica’nın hikâyesini birkaç cümleyle açıklamak istiyorum. 1937’de İspanya’nın Bask bölgesindeki Guernica şehri Alman hava kuvvetleri tarafından bombalanmıştır. Daha sonra bir sergide Alman generalin Picasso’ya “bu resmi siz mi yaptınız?” diye sorması üzerine sanatçımız “hayır siz yaptınız!” demiştir. Kübizm akımının şaheseridir Guernica resmi.

 

“Resim, redd kökündendir.”

 

Eserin alt başlığına temas etmek istiyorum.

 

Elif’in hemen altında "Resim, redd kökündendir." yazıyor görüldüğü üzere…

 

İbda Mimarı’nın burada ne demek istediğini anlamak için Rüyâ ve Resim levhasındaki şiirden bazı kısımları alâkanıza sunuyorum:

 

"Redd" geri vermedir

 

"kabul etmeme" mânâsına

 

lakin her geri verme

 

kabul etmemek değildir

 

bir şeyin karşılığını icra etmektir de!

 

*

 

Red "def"dir - sürmek

 

savunma ve himâye - acaba

 

resim ne'den sürülmedir

 

neyin savunmasıdır aceb?

 

ve neyin himâyesinde?

 

(...)

*

Redd şöyle bakarsan tekâmüldür

 

böyle bakarsan inzal ve düşüş

 

tekamül müsbet de olur menfi de

 

keza inzal ve düşüş de

 

müsbet veya menfi - taraf ilzam etmiyor

 

tutmuyor resim-perde mi resim?

 

taraf ilzam etmeyen berzah?

 

berzah sırrından mı resim?

 

“Resmi anlamak” bahsine dair kitaptan bir iktibas yapalım:

 

“Herkes resmi anlamaya çalışıyor. Neden bir kuşun cıvıltısını anlamaya çalışmayız? Neden geceyi, çiçekleri, çevremizdeki her şeyi, onları anlamadan severiz? Nedense insanlar, mevzu resim olunca onu anlamaları gerektiğini düşünüyorlar, öyle sanıyorlar... Ah bir anlasalar; her şeyden önce sanatçının eserini yapmaya mecbur olduğundan, zorunluktan yaptığını, eserin dünyanın önemsiz bir parçasından başka bir şey olmadığını ve ona da dünyada bize zevk veren, ama mânâlandırmaya çalışmadığımız öteki bir sürü şeyden biri gibi bakılması gerektiğini... Ama anlatamıyoruz! Resmi anlatmaya çalışanlar, genellikle yanlış ağaca havlıyorlar!”

 

Ahmâk seyirci olmamak açısından hayret verici kısa bir şey anlatmak istiyorum. 1900'lerin başında Picasso sergilerinin bir tanesinde, seyirci tabiatla alâkalı bir resmin karşısına geçiyor. Ve resmin tabiata dair alâkasını anlayamayıp haddini aşarak küstahlık ediyor. "Bunun neresi tabiatla ilgili ki?" mealinde bir şey söylüyor. Aldığı cevap çok güzeldir: "Bunlar Hint Okyanusu'ndaki Emdem Çukuru'nun 10 bin 552 metre derinliğinden çıkarılan bir yosunun ucundan alınan bir parçanın mikroskoptaki görünüşleridir." Yine burada İbda'nın birçok meselede "meçhule hürmet tavrı"nın tadını da alıyoruz. Çoğu şeye bodoslama girilmeyeceği gibi, estetik idrak gerektiren şeylere de temkinli yaklaşmalıyız. Aksi takdirde ahmak durumuna düşme ihtimalimiz var. Herhalde her şeyde olduğu gibi burada da anahtar kelime “had” bilmek olsa gerek.

 

Picasso'nun Georges Braque ile Kübizm akımının öncüsü olduğunu söylemeliyim. Kübizmden önce sağlam bir İzlenimci idi Picasso. İzlenimciliğin İbda dilindeki tarifi İntibaiyyedir. Külliyata göre intibaiyye, “kalbte ve ruhta kalan tesir”dir.

 

Van Gogh

 

Vincent Van Gogh bahsine girmek istiyorum.

 

Van Gogh için neler söyleyebilirim? Hayat, Van Gogh için buğulu bir aynadan gerçeği görmek için çabalamaya benzer. Ressam Gogh, resmettikçe aynadaki bulanıklığın gideceğini düşünmüştür sanki. Nitekim iki bin küsur eser bıraktı, çoğu ise hayatının son merhalesinde icra edildi. Eserleri çoğunlukla Paris’teki Orsay Müzesi ve Amsterdam’daki Van Gogh Müzesi’nde sergilenmektedir. “Dünyada iyi şeyler, insanlar için faydalı bir şeyler yapmak istiyorum.” diyen sanatçı Mirzabeyoğlu’nun Elif isimli eserinde en uzun bahistir. Hayatının son evrelerinde cinnet nöbetlerinin gölgesinde bir hayat süren ressamın Mart 1882’de yazdığı mektuptan bir kısmı sunmak istiyorum:

 

“Hayat da desen çizmek gibi... Kimi defa çok hızlı davranmak, kararlı olmak, büyük enerjiyle başlamak, esası belirleyen çizgileri şimşek hızıyla kâğıda geçirmek gerek. O ân kararsızlığa, kuşkuya hiç yer yok; el titremeyecek, göz başka yere kaymayacak. Ve kendisini öyle verecek ki işine, kısa sürede kâğıt veya tuval üzerinde daha önceden olmayan bir şeyler belirecek, sonradan baktığında insan onun oraya nasıl geldiğini tam olarak kestiremeyecek... Tartışma, düşünme zamanı, kararlı harekete geçmeden önceki safha... Bir defa harekete geçildi mi, öyle kafa yormaya, tartışmaya fazla yer yok. Hızlı davranmak insanoğlunun rolüdür, ama bunu yapabilecek duruma gelmek için çok uzun bir yol katetmek gerekli. Kimi pilot vardır ki, fırtınada parçalanmayı kabul edeceğine, aynı fırtınayı yol almak için kullanabilir.”

 

Bu ifadelerden anlaşılacağı üzere mesele BD-İBDA külliyatında çokça geçen yere varıyor: “Sanat daima baskının neticesidir!”

 

Van Gogh'un mektuplarına bakarak, onun kaleminin kıvraklığını da hemen anlayıveririz. Elif'te Van Gogh'un kardeşi, resim tüccarı Theo'ya yazdığı mektupların en güzideleri kullanılmıştır. Gogh, sadece bir ressam değil, iyi bir edebiyatçı olmakla beraber, Mirzabeyoğlu'nun ifadesiyle, "Vicdanlı bir huzur bozandır!" Van Gogh'un Ard-İzlenimci olduğunu ifade edelim.

 

İntibaiyyecilerin baş sanatçılarından isim verecek olursam; Paul Cezanne ve Claude Monet'yi muhakkak zikretmem lâzım. Picasso, "Hepimiz Cezanne'in evlatlarıyız!" der... Cezanne ve Monet bu ekolün öncüleriydi. Picasso ve Gogh ise peşinden gidenlerden…

 

Bir papazın oğlu Van Gogh, Gaupil ve Ortakları Şirketi’nin Londra, Brüksel ve Paris şubelerinde çalışmıştır. Paris’te, çalıştığı şirketle anlaşmazlıklar yaşayan Gogh sonraları işsiz kalmıştır. Hayatının son dönemini yaşayacağı Fransa’da bile şansı yaver gitmemiş, bu hâdiselerin akabinde üniversite okumaktan vazgeçmiş, hemen peşinden Brüksel’de bir din okuluna kayıt olmuştur… Gogh bir türlü aradığı memnuniyeti bulamamış, hep hüsrana muhatap kalmıştır. Bu din okulundaki öğretilerin “absürt” olduğunu söyleyip buranın yönetimiyle de kavga etmiştir. Daha sonra Güney Belçika’daki kömür madenlerinde gönüllü vaizlik yapmaya başlamıştır ve bu yüzden “alçalmış biri”ymiş gibi algılanmış, biraz hakir görülmüştür.

 

Toparlayacak olursak; "Resim üzerine de bir kitap yazsanız iyi olur." denilmesi üzerine, İbda Mimarı dostunun sözünü yerde koymayarak böyle bir eser vermiştir. Van Gogh'u hatta "uçarı bir hayat yaşayan" Picasso'yu da Müslümanlara Salih Mirzabeyoğlu'nun sevdirdiğini düşünüyorum. İbda'nın sanatının bir yönü de, sanatı zarif şekilde kucaklayışından geliyor. Mesela, çoğu cenah ve cemiyet tarafından Mikelanj, Picasso gibi şahsiyetler önemsenmezken, Mirzabeyoğlu iki sanatçının da şairane taraflarını görüp, resmetmiştir. Bugün Van Gogh’un eserleri ve mektubları Müslümanlar özellikle Müslüman hanımlar tarafından resmedilip, okunuyorsa burada büyük payın Mirzabeyoğlu’na ait olduğunu söylemek lâzım. Dolayısıyla, İbda birçok sahada olduğu gibi sanat bahsinde de oyun kurucu roldedir.

 

Başka bir hususa da değinmek istiyorum. Külliyat bir bütündür ve İbda Mimarı’nın sanat bahsinde yazdığı eserler de bunun bir parçasıdır. Tolstoy insanın gerçek gücünün sıçrayışta değil, sağlam duruşunda olduğunu söyler. Mirzabeyoğlu diğer sahalarda olduğu gibi sanat sahasında da dimdik durmuştur. Resim evlere süs olsun diye yapılmadı ve bu kitap da rafta dursun diye yazılmadı.

 

Ayrıca eserde bahsi geçen sanatçıların bazı ehemmiyetli resimlerinin isimlerini burada zikrediyorum. Vaktinizi ayırmaya değer birkaç resim:

 

Claude Monet (Nilüferler), Eduardo Monet (Balkon), Gauguin (Ay Çiçeklerinin Ressamı), Van Gogh (Buğday Tarlası, Yıldızlı Geceler ve yüz küsur otoportre)  ve Toulouse Lautrec (Yatakta, Mouilin Rouega), Cezanne (Kırmızı Yelekli Çocuk -seridir- Noir Şatosu), Vasili Kandinsky (Kompozisyonlar), Mary Cassatt (Otoportre, Çocuğun Banyosu), Berthe Morisot (Yaz Günleri).

 

Aylık Dergisi 202. Sayı

Kaynak: Editör:
Etiketler: İbda, Elif, Picasso, Van Gogh,
Yorumlar
Haber Yazılımı